08 04 2012

BİR VAROLUŞ HİKAYESİ

BİR VAROLUŞ HİKAYESİ |  görsel 1

    Ölüm bir yok oluş, bir toprak oluş, bir bitiş mi acaba? Ya da din kitaplarında anlatıldığı gibi uzun bir kabir hayatından sonra mahşer denilen mekanda hesaba çekilip sonsuza kadar ateşte yanmak veya sonsuza kadar cennet denilen hayalleri süsleyen mekanda zevk sefa içinde hurilerle eğlenmek mi? Kimine göre Tanrıya kavuşma gecesi, kimine göre akla bile getirilmemesi gereken korkunç bir şey mi? Gözlerini kapattığın dünyaya sonsuza kadar elveda deyiş veya emek verdiğin her şeyi bir saniyede elinden yitirip gözü açık ötelere doğru gitmek mi? Yaşamı algılama kapasitenize göre bunların hepsi ölüm. Bir başka yüzü daha var ki ölümün akıllara pek gelmeyen, belki de Tanrının insanoğlunun idrak kapasitesini artırana kadar sakladığı, üzerine sis perdesi çektiği ve idrak edildiğinde bambaşka bir çehreye bürünen bir var oluş hikayesi mi? Ne tarafından bakarsanız bakın ölüm bir gerçek ve bu gerçeği yaşamayacak tek bir canlıtürü mevcut değil kainatta. Giydiğin elbise kirlenmiştir artık giyecek tarafı kalmamıştır. Yeniden daha güzeli daha kalitelisi olsa da giysem demeye başladığın zamanlarda kapını çalan bir misafirdir ölüm. Bilirsin ki, daha önce üzerindeki giysiyi aldığın mağazanın sahibi kapıdan içeri girdiğinde yine seni güleryüzle karşılayacaktır. Elbiseni seçecek ve bu elbiseyi gönül rızasıyla giyecek ve sevgiyle kabulleneceksindir. Mağazanın yolunu çok iyi hatırlarsın. Çünkü daha önceden birkaç defa buraya gelmiş, büyük bir arzuyla en beğendiğin elbiseyi almışsındır. Her mağazadan çıkışında mağazanın sahibi eline hediye olarak yaşam tualini tutuşturmuş, boyaları, fırçaları, kalemleri ve resim kağıtlarını sana sunmuştur. O seni ç... Devamı

04 04 2012

BİZ KALPLERİ YETİM OLARAK BÜYÜDÜK.

BİZ KALPLERİ YETİM OLARAK BÜYÜDÜK. |  görsel 1

Hayata hep el yordamıyla tutunduk. Şimdi el yordamıyla tutunduğumuz hayatı komple onarma zamanı. Biz geride çok gözyaşı bıraktık. Biz geride yaktığımız çok canlar bıraktık. Bize uzatılan biri sürü el havada kaldı. Biz geride bugün kaldırılmayı bekleyen çok enkaz bıraktık.  Zaman geri döndürülmesi mümkün olmayan en değerli şeyse, değeri daha da kıymetlenen zamanın bugününü kurtaracak farkındalığa ulaşmak gerek artık. Çok zaman kaybettik. Kalplerimiz bu yükü artık kaldıramıyor. GÖZYAŞIMIZ YIKAYACAK VİCDANLARIMIZI... Geriye dönmeden bugününün dünyasını sevgi temeli üzerine kurma vaktidir. Bize inanmayacaklar. Değiştiğimize kimse ihtimal vermeyecek. Her uzattığınız ele şüpheyle bakacaklar. Eskisi gibi gözler bize korkuyla bakacaktır. Biz bıkmadan sevgiyle elimizi uzatacak, gönlümüzü açacak dünün korku dolu karanlık günlerini, bugünün aydınlık sabahlarına çevirmek için yola devam edeceğiz.  Kalplerini un ufak ettiğimiz, bizim yüzümüzden gözlerinde yaş eksik olmayan herkese ama herkese ulaşmalıyız. Biz; bizim gibi inanmayan, bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi yaşamayan her insanı seveceğiz. Kalplerimizin üzerindeki bu yükü dün beslendiğimiz farklılıklarımızı ,bugün farkındalık haline getirip sevgi köprüleri kurmak için kullanacağız.  Sevgisizlik bizi o kadar yorgun bıraktı ki hayat karşısında adım atamaz hale geldik. Kalplerimiz o kadar katılaştı ki, yaratıcının sesini duymaz oldu. Milyonlarca kilometre uzaklıktaki savaş çığlıklarını kusursuz işittik ancak içimizde yaratıcının sevgi çığlığını duymadık. O kadar acınacak durumdaydık ki, kulaklarımız vardı duymuyorduk, gözlerimiz vardı görmüyorduk,... Devamı

30 03 2012

ASLINDA KENDİMİZİ ARIYORUZ.

ASLINDA KENDİMİZİ ARIYORUZ. |  görsel 1

    Aslında hepimiz kendimizi arıyoruz. Daha da açık şekliyle ifade edersek kendimizdeki Tanrıyı arıyoruz. Her şeyin aslının maddeleşerek fizik alemi oluşturması ve fizik alemde aslını kaybeden varlıkların kendine, aslına yeniden ulaşmak mücadelesidir yaşam. Bir tarafta her şeyi değiştirebileceğine inanırsın, içinde muhteşem bir güç hissedersin. Diğer tarafta o güce nasıl ulaşabileceğini bulamamışsındır. Tıkandığını hissedersin. İçinden bir ses sana hep bu işi başaracağını söyler. Kişiliğini sana unutturmuş egosal duygulardan kendini bir türlü kurtaramamışsındır. Kurtulabileceğini ve bu kuvvetin sende var olduğunu her seferinde kendi kendine itiraf edersin. Bu mücadeleyi artık kazanmalıyım diye karar verdiğin zamanlar olur.   İnsan olmaya karar vermişsindir. Seni yaratana bu sözü kaç defa verdiğini sen bile hatırlamazsın. İşte bu gelgitler içinde tek arzun vardır. O da kendi özüne bir an önce kavuşmak. Sahnede figüran olduğunu bilirsin ve kendine kızarsın. İçindeki tanrısal ses senin başrol oyuncusu olarak yaratıldığını fısıldar. O ses senin karakter oyuncusu bile olmana razı değildir. Ancak sen hayatına dair en güzel şeyleri birilerine ipotek vererek figüranlığa razı olmuşsundur ya da seni figüranlığa ikna etmişlerdir.           Oysa Tanrı seni âlemlere rahmet bir insan olarak tasarlamış ve bununla ilgili bütün yetenekleri sana vermiştir. Senden beklediği sadece yeteneklerini açığa çıkarıp kullanmandır. Senin için her yeni gün umuttur. Sana Tanrı tarafından sunulmuş şans demektir. Kendin “ol”a bilmen ve kendin “ol”abilmek yolunda değişebilmen için.   Değişmeden gelişemeyeceğini öğrenmişsindir. Değişim hayatınd... Devamı

21 03 2012

ANLI ŞANLI MAKAMLAR...

ANLI ŞANLI MAKAMLAR... |  görsel 1

  İnsanların umutlarıyla oynamamak lazım. Makamın devamı, koltuğun sağlam olması, servetin artması ya da kudretli olmak için insanlar basamak yapılmamalıdır. Hizmet makamları insanları hizmetçi gibi kullanma makamları değildir. Bütün medeniyetler ve oluşumlar insana ve bütün varlıklara hizmet eden fertler tarafından ortaya çıkarılmış ve zirvelere taşınmıştır. İnsana hizmeti bırakanların yaptıkları tek şey kendilerine ait suçu başkalarına yüklemektir. İç barışını sağlayamayan, kendine güveni olmayan başarmayı sadece dedelerinin tarih kitaplarında okuyan fertlerin bugüne dair yapabilecekleri bir şey yoktur. Başarmak bugüne aittir ve kayıp edilecek tek bir an bile yoktur. Geçmişten nakledilen bütün başarılar zamanlarına göre başarı, bugüne göre ise sadece anıdır. Anılar yaşanmak için değil, anılmak içindir. Bugünün başarısı dünlerle inşa edilemez. Hatta böyle yaparak dün başarılı olanlara vefasızlık yapılmış olunur. Çünkü dünde kalanlar görevlerini yapmışlar ve bayrağı burçlara dikmişlerdir. Bugünde yaşayanlarda bugünün başarılarını inşa etmek zorundadırlar. Bugün görevlerini yapmayıp, dünün laf ebeliği yapanlar insanlık tarihinde isimleri okunmayacak olanlardır.   Hamaset kokan, din içerikli, milli duyguları galeyana getiren ve eskilerin destansı başarılarını bugün “Dedelerimiz işte böyle yaptı” diyerek tembelliklerini örtbas etmek için kullananlar unutmamalıdır ki, “Lafla peynir gemisi yürümemektedir” Gemiler ya kürekleri durmadan çeken çalışkan kürekçilerle veya gemiyi aklını kullanarak yüzdürenler tarafından yürütülmektedir.   İnsanlar gündelik... Devamı

17 03 2012

AYNA AYNA GÖSTER HALİMİ...

AYNA AYNA GÖSTER HALİMİ... |  görsel 1

  Sorgulama enerjisi muhteşem bir enerjidir. İnsanı sürekli doğruya götürür. SUÇLAMA enerjisi ise hafif hafif insanı kuşatan bir paranoyadır. Zamanla yerküre üzerinde sizden başka DÜRÜST insan kalmadığı inancına götürür insanı. İnsanlar dünya sahnesinde tekamül oyunu oynayan oyunculardır. Kainat bu oyunun sahnesi Tanrı bu oyunun yapımcısı ve mesleklerimiz bizim rollerimiz. Bizim hangi rolü oynadığımız çok önemli değildir. Hangi rolü ne kadar başarılı oynadığımızdır önemli olan… Tekâmül sahnesinde neye talipsiniz. Başrol oyuncusu mu, karakter oyuncusu mu, yoksa figüran mı? Yaşam sahnesinde her meslekten başrol oyuncuları ve figüranlar çıkmıştır ve çıkacaktır. Sinema eleştirmenleri ise kıçını kaldırmadan koltukta oturup film hakkında ahkam kesenlerdir. Yaşam kıçını kaldırmadan ahkam kesenlere çok ağır bedeller ödetmiştir. Suçlamalarını birebir yaşamak gibi.. Başkalarını eleştirmek çok kolaydır. Aynanızın karşısına geçiniz ve kendinizi seyrediniz. Eleştirdiğiniz bütün rahatsızlıkların sizin içinizi kuşatmış kanserler olduğunu fark edeceksiniz eğer cesaretiniz varsa… Ağzınızdan dökülen küfürler ve hakaretler sadece o kanser ağrısının dışa vuran yansımalarıdır. Yüreklerimizin güzellikleri görüp onları paylaşarak çoğaltması dileğiyle.. Sevgiklerinizle mutlu yaşayın. MeHMeTTEKeCi Devamı

15 03 2012

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE |  görsel 1

ÇANAKKALE DESTANI Titredi tüm bedenim toprağında gezerken Bir unutulmaz destan yazmıştı Çanakkale Orduyu Cibril Emin bir sıraya dizerken Gökten inen orduyu sezmişti Çanakkale Her yiğit bir Hamza’dır Bedir’e denk bir olay Millet yerinden kalktı, melekler tekmil alay Bu nusret-i ilahi anlatmak dile kolay Savaştaki esrarı çözmüştü Çanakkale Mabedin vatanını ancak onlar alırdı Ölünecekse eğer yine onlar ölürdü Milletin sinesinde ismi baki kalırdı Cennet’ül muallayı gezmişti Çanakkale Kaderi yazan kalem zaferle nokta koydu Kurumuş çorak toprak şehit kanına doydu. Çanakkale geçilmez destanı işte buydu Düşmanını onurla ezmişti Çanakkale Çonkbayırı sırtında çarpınca bir şarapnel Saatler sukut etti,Gaziyi tuttu bir el Cennetten esip gelen lahuti kokulu yel Düşmanın yaptığına kızmıştı Çanakkale Seyyid Çavuşum artık gazi olmuş koşuyor Sırtında top mermisi hedefleri deşiyor Üstünde yok urbası,gece ayaz üşüyor Mana okyanusunda yüzmüştü Çanakkale Gönlümün kabesini diktim artık başına Kur’anı ayet ayet yazdım mezar taşına Yazılmaz böyle destan rast gelinmez eşine Zaferi gönüllere kazmıştı Çanakkale Mehmet Tekeci Devamı

14 03 2012

YOLCU YOLUNDA GEREK!...

YOLCU YOLUNDA GEREK!... |  görsel 1

Dilimizde VUSLAT türküsü düşmüşüz yollara. Güfte b1zim, beste b1zim. B1z yazarsak seni yazar, söylersek seni söyleriz.... Devamı

11 03 2012

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

Maslow'a göre insanların gereksinimleri aşağıda sıralanmıştır. Neden dünyada yaşayan insanların onları yöneten iktidarlar tarafından ihtiyaç ve yoksulluk içinde bırakıldığını buradan çok iyi anlayabilirsiniz.  Siyasilerin ve devleti yöneten erklerin Maslow'un bu gereksinimler sıralamasına çok iyi çalıştıklarını düşünmek hiçte yersiz değildir. -Aç bırakacaksın ki, karnını doyurmaktan başka birşey düşünmesin. -Sadaka dağıtır gibi yardım dağıtarak onlara iyilik yaptığın propagandasını yayacak ve asıl görevin olan yönettiğin ülke de ihtiyaç sahibi bırakmama ilkeni arka planda bıraktığın anlaşılmasın. -Çalışanlara ödediğin maaş hep yetersiz olmalı ki, ikinci gereksinimleri olan düşünmeye fırsatı hiç olmasın. Geçim derdinin içinde boğulup gitsin. -İktidarlar iş, kaynak, sağlık ve mülkiyet güvenliğini ancak birince derecedeki destekçilerine sağlarlar. Sağlanan bu imkanların sınırı desteğin devam ettiği süreyi kapsar. Zaten iktidarlar bundan sonraki gereksinimleri sadece kendilerine ve birinci dereceki yakınlarına ve sistemden beslenen asalaklara sağladıkları için normal insanların buraya ulaşmasını hiç bir zaman istemez.     MASLO'UN GEREKSİNİMLER KATAGORİSİ 1.Fizyolojik gereksinimler (nefes, besin, su, cinsellik, uyku, denge, boşaltım) 2.Güvenlik gereksinim i(vücut, iş, kaynak, etik, aile, saglik, mülkiyet güvenliği) 3.Ait olma,sevgi,sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık) 4.Saygınlık gereksinimi (kendine saygı, güven, başarı, diğerlerinin saygısı, başkalarına saygı) 5.Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdem, yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü) ... Devamı

29 02 2012

BEYAZ GÜVERCİN

Bembeyaz bir gecede, düşlerime gelensin.  Semada miracını, bitir beyaz güvercin.  Münzevi hayatımda, güller açıp gülensin.  Yaşadığın mekana, götür beyaz güvercin.  Hicret edip zamandan, gerçeği görebilsem,  Gönlündeki kabeyi, tavafa erebilsem,  Bıraktığın gülleri, bahçende derebilsem,  Ayağında toz olmak, yeter beyaz güvercin.  Kainatın sırları, tezgahında dokunur.  Sıddıkın sadakati, mektebinde okunur.  Şefaat pınarından, yağmur bile yıkanır.  Sana hasret ölmekten, beter beyaz güvercin.  Gözündeki ışıkta, sevgi, şefkat yanıyor.  Zatını bir ben değil, tüm kainat anıyor.  Melekler bile senin, hatırına iniyor.  Kudret kelamında söz, ne der beyaz güvercin.  Sensiz gökyüzü mahzun, güneş artık doğmuyor.  Sen gideli yağmurlar, bereketli yağmıyor.  Yetimlerin gönlüne, rahmet eli değmiyor.  Firakın kor ateşi, tüter beyaz güvercin.  Mehmet TEKECİ  ... Devamı

29 02 2012

BEKLENEN SON ÇAĞRI

  Çağlarken umutlarım son olan bekleyişte  Giderken alacağım kahverengi gözlerin  Sukutun ardındaki gizemli saklayışta  Anlatsa sevdamızı hakikatli sözlerin  Ziyası aksederken üzerimize aşkın  Hüznünün bulutları düşmesin gözlerine  Fark edilmeli artık sana has olan farkın  Hakikatler düşmeli anlamlı sözlerine  Hayatımın güftesi hüzzam çalan bir şarkı  Yazan ustaca yazmış dökülmüş hep notaya  Saz benim,sazende ben,sahnenin büyük farkı  Açılıyor kapı o, meçhul sonsuz noktaya  Ötelerden gelecek o çağrıya ererken  Gözlerinden firakın gözyaşları akmasın  Son noktası konacak ben vuslatı dererken  Gülde gülün ateşi, yüreğini yakmasın.  Mehmet TEKECİ Devamı

29 02 2012

RUTBE-İ İHSAN

Açılınca kainat okudum hece hece  Gül renginde seyrettim cemalini dün gece  Kalmayınca evrende çözülmeyen bilmece  Damla da derya gördüm teslim oldum dün gece  Gülde çiğ, ismin oldu zikre durdu tüm alem  Arşı ala can oldu sallanır levh-ü kalem  Ruh bedenden sıyrıldı muhabbet buldu elem  Ateşe tenim verdim teslim oldum dün gece  Murat kulların hoştur tatlı hurma gibidir.  Havz-ı kevserde duran altın kurna gibidir.  Vuslata kanat çırpan nazlı turna gibidir.  Murada şimdi erdim teslim oldum dün gece  Göklere uruç ettim dolaştım kevn-ü mekan  Ölümsüzlük tattım dün, ölür mü sana bakan  Levh-i mahfuz sırrını okudum yüce hakan  Kalemle dünya kurdum teslim oldum dün gece  MEHMET TEKECİ  Devamı

25 02 2012

SİZ HİÇ UMUDUN RESMİNİ ÇİZDİNİZ Mİ?

SİZ HİÇ UMUDUN RESMİNİ ÇİZDİNİZ Mİ? |  görsel 1

Yaşamın bin bir karesini barındıran  Sonsuz renk ahengiyle  Temizleyip arındıran  Umudun resmini çizdiniz mi hiç  Her satırı emek.  kendi yazınızı yazdınız mı?  Kalemi oynatırken yaşam çizgisinde  “ben”liğe nokta koyarak  “Ben”deki “Bir”i görüp,  Benlik elbisesini soydunuz mu hiç?  ”O”nu, Başka diyarlarda ararken…  İçinizde, olduğunu  Uzattığınızda elinizi  Tüm varlığınızla O’na dokunduğunuzu…  fark edebildiniz mi hiç? Tepenizde güneş gibi,  Sevgiliyle yeniden doğdunuz mu?  Suya hasret gönüllere  Yağmur olup beraber yağdınız mı?  sonsuzluğu çözdünüz mü hiç?  Bitmeyen bir sabırla  Hasret içinde vuslatın,  Vuslat içinde hasretin,  fırça darbeleriyle  tekamül resmini çizdiniz mi hiç?  BEN BİR RESSAMIM. “SONSUZLUĞUN” RESMİNİ ÇİZMEK İÇİN YAŞIYORUM” Mehmet TEKECİ ... Devamı

14 02 2012

SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...

SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN... |  görsel 1

Ruhumdan ruhuna sevgiyle dokunmak için yaşıyorum... Devamı

02 04 2011

KARANLIK BİR GECE, KARANLIK BİR SOKAK...

(İZMİR BORNOVADA BİR ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLEN MASUM KEDİCİĞİN ARDINDAN YAZILMIŞTIR.) Dün gece karanlıktı bizim sokak, İki gündür yağan yağmurdan dolayı olsa gerek. O gece neden bilmem çok erken uyandım. Oysa uykuyu ne kadar da çok severim. Bilmem sanki bir nedeni vardı kapkaranlık bir gece de, kapkaranlık bir sokağa gözlerimi açmamın.   Oysa alışıktım ben karanlıklara. Ömrüm karanlıklar içinde geçmişti. Yürüdüğüm yollar hep karanlıktı benim. Söylediğim şarkılar hep ümitsizlik kokardı. Arabesk’in en koyusuyla demlerdim acılarımı. Kuş konmazdı pencereme, güneş neden bilmem odamdan içeri hiç girmezdi.   Kapkaranlık bir gecede gözlerimi açtığımda dün gece kutunun içinde uyurken ölen kedicik aklıma geldi. İçim kanadı. Gözlerindeki masumiyeti gördüğümde, kaybettiğimiz masumiyetimiz aklıma geldi. Biliyor musunuz? Dün o kediciğin gözlerinde, masumiyetini kaybetmiş insanlığa acıma hissini gördüm.   Dün gece karanlıktan ilk defa korkmadım. O zifiri karanlığın içinde insan evladının çizeceği muhteşem yaşam resimlerini hayal ettim. HIZLA DÖNEN KORKU ÇARKINI ÖNCE YAVAŞLATAN, SONRA DA DURDURAN SEVGİ ERENLERİNİN GÖZLERİNDEKİ IŞIĞIN ŞU MUHTEŞEM DÜNYAYI NASIL AYDINLATACAĞINI HAYAL ETTİM. Gözlerim doldu. Çağlar ötesinden Hz. Muhammed’in yeniden dirildiğini hayal ettim. Muhammed’in Muhammedlerini yetiştirmeye başladığını düşündüğümde buz gibi havada içim ısındı. Oysa an itibariyle sevgiye dair umut beslenecek hiçbir şey yoktu. Çünkü kutusunun içinde masumca uyuyan kedi öldürülmüştü. Ama ben dün gece karanlık bir sokakta insan evladını... Devamı