23 02 2013

DÜNÜN ÇÖPLERİ

DÜNÜN ÇÖPLERİ |  görsel 1

  Hayatın içinde yaşadığımız herşey bize öğretiyor.Öğrendiklerimizi hayatımızın içine bir realite olarak sokabilmemiz sadece bizim farkındalığımıza bağlıdır. Hayatın içinde koşuştururken bazen çok kolay şeyleri zora sokuyoruz.Zorlukta bir öğrenme şeklidir ancak kolay olan her zaman yanıbaşımızdadır. Gündelik hayatımızı yaşanmaz kılan en büyük açmazımız geçmişin tozlu raflarında kayıtlı bilgileri durmadan karıştırmaktır. Geçmiş geçmişte kalmıştır. Adı üstünde GEÇMİŞ… Bugünümüzü insana yakışan şekilde yaşamak istiyorsak, dünün çöplerini bugünümüze taşımayacağız. Okyanus olduğumuzun farkında değiliz ki, üzerimize dökülen çöpleri alıp, içimizde yok edelim.  Kirletmeyelim tertemiz bugünümüzü, dünün kirli çöpleriyle… Bugünün arılığı ve duruluğu ile farkındalık içinde tertemiz bir ömür sürer. Bugünü arı duru yaşamayı öğrenenler bu şekilde farkında olmasalarda geçmişlerini de temizlemiş olurlar. İnsanları geçmişleriyle yargılayan dostlarıma her zaman şu güzel hikayeyi anlatırım. Zaman İsa zamanıdır. Bir kadının zina yaptığı iddia edilmektedir ve cezası kesinleştirilmiş ve taşlanarak öldürülmesine karar verilmiştir. Kadını beline kadar toprağa gömen ağzı salyalı kalabalık linç işlemine geçecekleri sırada oradan İsa geçer. Onların önde gelenlerinden biri ilk taşı İsa’nın atması için koşarak İsa'nın yanına gelerek taşı eline tutuşturur. İsa adamın yüzüne bakar ve şu muhteşem sözü söyler. “İLK TAŞI GÜNAHSIZ OLAN ATSIN” Kimsenin geçmişi temiz değil, hiç kimse kusursuz değil. KUSURSUZLUĞU DENEYİMLEMEK İÇ... Devamı

26 01 2013

İÇİMİZDEKİ SIZI

İÇİMİZDEKİ SIZI |  görsel 1

  İnsanın içinde canını yakan sızı aslında yine insanın eseridir. Ne zaman doğal olandan uzaklaşsa, ne zaman kendi olmayı terketse içinde bir yerlerden onu rahatsız eden bir sızı duyulur. Yaşamak kolay değildir. Kim dediyse kolay diye, bir saatini farkındalıkla yaşasın öyle konuşsun. Yaşamak kolay değildir kolay olmasına ancak zevklidir. Yaşadıkça insanın yaşayası gelir. Coşkun ırmaklar gibi bir çağlamaya başladın mı, kainatta seni durduracak tek bir engel bulamazsın. Ölmek denilen şey aslında doğal yaşamayı unutanların kapısını çalan bir beden gerçeğidir. Yaşamı yudum yudum içmeye alışmış insan için ölmek sadece OLmak için değiştirilen bir elbiseden ibarettir. Mutluluk insan evladının ağzında bir destansı türkü olmuştur. Ancak gerçeğini görmekten ürktüğümüz şu yalan dünya da aslında mutluluk hayatı olduğu gibi yaşamaktır. Öğrenmek mutluluktur. Tanrı varettiği herşeyi insan evladının öğrenmesi için yaşam alanına serpiştirmiştir. Yaşamın her realitesini doya doya yaşamak aslında gerçek mutluluktur. Tozpembe bir hayat tablosu ancak spritüel yalancıların uydurduğu bir şeydir ya da durmadan korku enjekte etmek, kendi lüks ve şaşa içinde yaşarken seni gelecekteki cennet ümidiyle yaşatan din bezirganların işidir. Hayat başkasının sana sundukları değil, senin yaşarken öğrenip yaptıklarındır. İşte o zaman yaşadığına hayat diyebilirsin. Hayat baktığında aslında zordur. Bedeli ödenmemiş veya ödettirilmemiş bu hayatta sana sunulmuş tek bir şeye rastlayamazsın. Bedel ödemenin kolay olduğunu kimse söyleyemez. Yaşamı güzelleştiren, bedel öderken çektiğin ve adına ÇiLe ismini verdiklerin değil midir? Başın dik alnın açık sana onurlu bir hayat yaşatan ödediğin bedeller değil midir? Yaşamak bi... Devamı

03 01 2013

YARATICI ZEKA

YARATICI ZEKA |  görsel 1

    Zannedilir ki insanların hayatını düzenleyen kurallar bütününe din denir. Oysa insan; hayatını düzenleyen kurallardan sıyrılıp özgürleştiğinde din duygusunu yaşamaya başlar. İBADET denilen ekosistemdeki görevlerini daha iyi kavrar. Din insanın hayatını hangi kurallar içinde devam ettirmesi gerektiğini anlatmaz. Tam tersine din insana kurallardan nasıl kurtulması gerektiğini öğretir. Bunu özgürleşmiş, tabiiyetten kurtulmuş ve kendi kendine karar alma yetisine sahip birey anlayabilir. Bir defa şunu kesin olarak kabul etmek gerekir ki, yeryüzünde ortaya çıkan ne kadar öğreti varsa hepsi insanın eseridir.  İnsan denilen varlığa dünyaya geliş gayesini ne tefsir, ne meal ne ilmihal kitapları nede onları yazanlar öğretebilir. Bunu öğretebilecek sorgulayan bir akıl, kimsenin ipotek koyamadığı bir irade ve bunları evrensel hakikatlerle buluşturacak sarsılmaz bir inançtır. “Ahirzaman denilen zaman diliminde Tanrı tarafından İslam isimli arsa üzerinde insana istediği şekil ve istediği çeşitlilikte dünyalar inşa etme fırsatı tanınmıştır” Akıl sahibi düşünen insanların anlayabileceği bu özgürlük anlayışı ve bu çeşitlilik ilk önce din uleması dediğimiz insanların kabul etmesini zorlaştırsa da, insanlığın gerçek işlevi ancak islamın insanlığa hediyesi bu bireysel özgürlük anlayışıyla ortaya çıkacaktır ve gerçek yüzüyle insanlık insan olmanın tadını bundan sonra yaşayacaktır. Bu anlayışta ulema sınıfı denilen sınıfın bütün otoritesi sona ermektedir. Benim yerime sen söyle,  sen değil ben bilirim anlayışı tamamen tarih olmakta ve aslında “İslamda ruhban sınıfı yoktur” kılıfına sığınıp gizli ruhbanlık oluşturan kişilerin bütün karizması yerle bir olmaktadır. Aksi... Devamı

26 12 2012

B1z İnSAnız.

  Bizim kutsal referanslarımız yoktur. Referansımız kişiliğimizdir. Ağzımızdan çıkan her sözün sahibi biziz. Kem küm nedir bilmeyiz: Eee! diye durakladığımız, düşünmeye vardığımız cümleleri bizim ağzımızdan duyamazsın.  Yanlışımız bizim yanlışımızdır. Farkına vardığımızda bedelini ödemek şartıyla vazgeçmesini biliriz.  Doğrularımız da bize aittir. Bizim sabit bir doğrumuz yoktur. Bugün yaşadığımız doğrular bugüne aittir. Yarın hiç birinin değişmeme gibi bir garantisi yoktur. Doğru bildiklerimiz evrensel değerler katagorisine yükseldiğinde tüm insanlığa mal olmuş demektir. Biz değerlerimizi herkesle paylaşırız. Etiketimiz yoktur.  Eğer bizim hayatımızda kutsal ararsan o da CaN'dır ve biz CaNların ürettiği düşünce, inanç ve yaşam biçimlerini bizimkiyle yüzde yüz zıt görsek dahi baştacı ederiz. İnsanların gökkuşağı gibi rengarenk olması bizi daha mutlu eder.  Gözümüz SoNSuZLuKtadır. Dün ile işimiz yoktur. Yarını garanti altına almak gibi bir derdimiz olmadı. Bugün avucumuza ne koyduysa yaşar gideriz.  KaDeRci değiliz. KaDeRimizi kendimiz yazarız. Tekamül oyununu başrolde oynamak isteriz. Rolümüzü çok severek oynarız. Ancak rolümüzün kişiliğimiz OLmadığını da çok iyi biliriz. İşte o yüzden bizim etiketimiz yoktur. İçimizdeki sızıyı biz çeker, çaresine biz bakarız. Kendi yaramıza biz merhem sürer, yaramızı biz tedavi ederiz. Düştüğümüz yerden biz kalkar, kaldığımız yerden inancımızdan ve umudumuzdan hiç bir şey kaybetmeden yolumuza devam ederiz.  B1Z BUGÜNÜ YAŞAYAN, YARININ DÜNYASINDA CENNETLERİ İNŞA EDECEK OLANLARIZ. Çünkü B1Z İnSAnız. Biz yaşamı ve yaşama dair herşeyi seven ve yaşayanlarız.  &nb... Devamı

28 05 2012

YAŞARKEN DİRİLMEK...

YAŞARKEN DİRİLMEK... |  görsel 1

  Değişime karar vermek ve değişimi başlatmak. Dün doğru dediğiniz tüm yanlışları yerle bir etmek. Yaraları tamir etmek. Yıkıp yok ettiğiniz dünkü yanlışlarınızın yerine yepyeni doğrular koymak. Doğrularınızı evrensel doğruların çıtasına çıkarmak.   Tevbe bu mana da çok önemli insan için. Eskiye elveda ve yepyeni bir “SEN”e Merhaba diyecek kararı almanın hakikat noktası. Kendinden bir “Sen” ortaya çıkarmak. Yepyeni bir “Sen” Yüzde yüz senin emeğin, Yepyeni olan “Sen”i senin kendi rahminden doğurman.. Yeni Sen’in yaşaması için emek vermen..   Bütün atıklarından, defolarından ve sırtında taşıdığın bütün yüklerinden sıyrılman… Bir doğru, bir yanlış kararsız rotasız geçen zaman dilimleri, Kararsız ARAF zamanlarından sonra geçirdiğin TAVAF zamanları. Bitmek bilmeyen arayışlar, sorgulamalar   ESKİ “SEN”E ELVEDA KARARI Arafat vaktinde eski Sen’e veda etme YEPYENİ BİR SEN OLMAK İÇİN ALDIĞIN CESUR BİR KARAR. İnsan olmak ve yeryüzüne HALİFE sıfatınla veda edeceğine dair verdiğin muhteşem söz.   Yepyeni bir doğum, yepyeni bir Sen Her şeyiyle Sen’in emeğin Her şeyiyle Sen’in eserin.   RAHİM olmuşun, RAHMAN olana elinde TEKAMÜL kitabıyla kavuşma anı, Aradaki tüm perdelerin kalktığı “An”ı şahit olarak yaşamak… Tanrı’nın seninle gurur duyması. SIFIR’dan DOKUZ’a ve DOKUZ’dan SIFIR’a bütün yolların katedilişi… Yaratılış sahnesinde TEKAMÜL oyununun perdelerini kapatması… Tanrının ve tanrısalın birlikte yazdıkları THE END yazısı… HAYALİNİ KURANLARA VE GERÇEKLEŞTİREN YÜKSEK RUHLARA SELA... Devamı

25 04 2012

YAŞAM VE ÖLÜM

  Öldüğümüz günle yeniden doğmaya hazırlık yaptığımız gün aynı aslında… Elimizde götürdüğümüz ne bir valiz var ne de bir bohça… Eli boş gelmiştik dünyaya yine elimiz boş çıkıp gidiyoruz. Sanki geride bıraktıklarımıza bakın hiçbir şey almadan gidiyorum. Çokta bağlanmayın, bağımlı hale gelmeyin der gibi… Bir IŞIK TÜNELİNİN içine girip, girdabın sonunda bizi bekleyen başka bir diyara koşar adım gidiyoruz. Çok hızlı gidiyoruz. Yüklerimizden arınmış olarak, sırtımızdaki yaşam kamburundan kurtulmuş olarak… Belli ki, bizi oralarda bekleyenler var. Bizi karşılamak için törenler düzenlemişler. Herkesin gözleri ışıl, ışıl.. Yaşam denilen çok zorlu bir yolculuktan yaralar bereler içinde yurdumuza dönmüşüz. Yararlarımıza saracak dostlarımız bizi bekliyorlar. Yaşam mücadelesinde yitirdiğimiz motivasyonumuzu yeniden bize kazandırmak için, Çok uzun bir seferden geldik. Çok yorulduk, Kah kazandık, kah kaybettik. Kazandıklarımız ve kaybettiklerimiz hepsi deneyim olarak bize geri döndü. Farkındalıklarımızı artırdık. Daha güçlendik, sevgiliye bir adım daha yaklaştık. Yorulduk, yaralandık, umutsuzluğa kapıldık. Hepsi sevgiliye bir adım daha yaklaşabilmek içindi. Kaç yaşam tualine fırça salladık, sırf bu aşk için… Kaç yaşam tualine rengarenk resimler çizdik bu aşk için… Kaç yaşam tualine kaç kez O’ndan izler taşıdık. BİLEMİYORUM… Bildiğimiz bir şey vardı. O’nun farkında olsak da O bizimleydi. Olmasak da O’ bizimleydi. O bizi hep sevdi, hep bizi sevdiğini anlamamızı istedi. Her çizdiğimiz hayat resminin üzerine, gurur duyarak imzasını attı. Hata yaptığ... Devamı

25 04 2012

NEFSİN ÜFLEDİĞİ NEFES

Yaşamın ilk anından itibaren tanıştığımız ama farkında olmadığımız Tanrısal nimet NeFeS... Nasıl alındığının farkında bile olmadığımız ancak yaşamsal ve ruhsal tüm kapıların anahtarı olan Tanrısal nimet NeFeS.. Sokakta kime sorsanız nefes alıp vermenin farkında bile olmadıklarını görecekseniz. Gerçekten nefes alıp vermeyi bilmiyoruz, bilmediğimizin farkında değiliz. İnsan nefesini içine öyle çekmeli ki, karın boşluğu, diyaframı ve ciğerleri hava ile dolmalı. Nefes alıp vermek bir insan için sevda olmalı. En güzel nefes nasıl alınır bunu eğitimi varsa insan onu muhakkak öğrenmeli. Hayatımız boyunca işimize yaramayan ne çok şey öğreniyoruz. Oysa nefes gibi yaşamsal bir öğretiyi neden öğrenmek istemeyiz. Nefes almayı bilmiyoruz biliyor musunuz dostlar? Nefeslerimizi ölmeyecek kadar ihtiyaçtan alıyoruz. Oysa nefes alıp vermek, farkında olunması gereken ve farkındalığı duyumsanarak yaşanması gereken büyük bir Tanrısal nimet. Nefes alıp vermek ile aslında bir spiralin ucuyla diğer ucunda yapılan muhteşem yolculuktur. Nefes O’ndan bize, bizden O’na bir yolculuktur.Sonsuzluk düzleminde sonsuz kere sonsuz bir duyguyla O’na ulaşmanın mut-luluğunu yaşamaktır. Nefes: İnsan evladının hayata gözlerini açtığında ilk tanıştığı şey… Belki de bu yüzden ilk unuttuğu ve farkında olmadığı şey… Birkaç dakika alamadığımızda hayatımızdaki tüm varlığımızı bağışlayacağımız kadar önemli olan nefes alıp vermenin önemini ölüm kapımızı çaldığında mı anlayacağız? Her nefes aldığımızda “HU” diyerek O’na gittiğimiz ve her nefes verdiğimizde “HU” diyerek O’nu kendimize çağırdığımız Tanrısal nimetin umuyorum önemini kavrarız. İçimize çektiğimizde karın boşluğumuzdan başlayarak, ciğerlerimizin en üst lobların... Devamı

23 04 2012

İNSANI "OKU"MAK

  Hayat mücadelesi içinde yolunuz “Din” ile çakıştıysa çok akıllı ve dikkatli olmak zorundasınızdır. Bu sahada çok güvenli insanlar olduğu gibi aynı zamanda yüzlerinde maskeyle dolaşan çok yüzlü insanlarla da karşılaşırsınız. ”Sizi aldatanlar Allah ile aldatmasın” uyarısını, yaratıcının kendisinin yaptığı bu sahada Allah ile aldatanlar cirit atmaktadır. İşte o yüzden çok akıllı olmak ve bir o kadar da dikkatli olmak zorundasınız. Allah adına aklınıza ipotek koydurabilir, masumane bir kandırılışla en kutsal değerlerinizi başkalarının yönetimine devredebilirsiniz. Bu yüzden size gelenler iki önemli argümanla karşınıza gelirler.  —Allah rızası için… —Hz. Muhammed buyurdu ki.. Oysa size sunmaları gereken zat-ı muhteremlerin kendilerinin ne buyurduğudur. Hayatları boş işlerle geçenlerin referansları kendileri değil, kendi niyetlerini saklayacakları kutsal değerlerdir. Zaman tek başına yaşam mücadelesi vereceğiniz, kendi kendinize kendiniz olacağınız, başkasının işaretiyle değil, kendi iradenizle aynaya bakma cesaretini göstereceğiniz aynada gördüklerinizi büyük bir cesaretle kabul edeceğiniz zamandır. Belki geçmişten bugüne yansıyan görüntülerde aynada gördükleriniz sizi korkutacaktır ancak en büyük cesaret sanırım aynada gördüğünüz kişinin siz olduğunu kabul edebilmektir. Aynada gördüğünüzün siz olduğunu kabul edebilirseniz yolun % 51’ini aşmışsınız demektir. Bu aynı zamanda size mücadele azmi verecektir.  En büyük korkumuz değişmektir. Değişmeye direndiğimiz kadar hayat yolculuğunda hiç bir şeye direnç göstermemişizdir. Değişmeye gösterdiğimiz bu direnç en çok etrafımızda en yakınımız sandığımız insanla... Devamı

18 04 2012

SÖZÜN BİTTİĞİ YER...

SÖZÜN BİTTİĞİ YER... |  görsel 1

GÜZEL KİTABIMIZ Kur’an, sözün en zirvede olduğu bir zamanda geldi. Hakikatin yok denecek kadar az yaşandığı bir dönemdi. Söz zirvede gezerken, hakikatin ışığı fizik alemde görünmeyecek kadar azalmıştı. Sözde usta olanlar o kadar çoktu ki, edebiyat yarışmaları yapılır, birinci olanlar Kâbe’nin duvarına asılırdı. Söz zirvedeydi, insanlık yerlerde sürünüyordu. İnsanlığın yüzünü kızartacak ne varsa hepsi gündelik işlerden olmuştu. Neden bilmem bugün yaşadığımız zaman dilimlerini hep güzel kitabımızın geldiği o günlere benzetirim. Şartlar ve ortam tersini söylese de o günlerdeki gibi asr-ı saadet tesis ediliyor diye inanır umutlanırım. Ufukta insanlık adına umutsuzluk bulutları dolaşırken, kalpleri hakikate ayarlanmış bir avuç insan evladı ahir zamanın asr-ı saadetini inşa ediyorlar diye sevinirim. Aslında ufukta pekte umut edilecek şeyler yoktur. Baktığınızda cinayetlerin en korkuncu işleniyor. Her gün binlerce insan alın teriyle kazandığı kazançlarını birilerine kaptırıyor. İnsanın insana yapabileceği en büyük vefasızlık örneklerinin hepsi yaşanıyor. Sokakta, gazetelerde, kahvehane köşelerinde hatta ibadethanelerde hep bu korkunç manzara konuşuluyor. Sadece konuşuluyor. Sadece yazılıyor. Kitaplarda yazılıyor, gazetelerde yazılıyor. Dergilerde makaleler çıkıyor. İşte bir avuç insan bu karanlık, bu korkutucu toz bulutunun arkasında saklanmış, hakikat güneşini görüyor. Dün Hz. Muhammed’in oluşturduğu asr-ı saadeti, aynı ruh, aynı inanç ve aynı coşkuyla oluşturuyor. Sözün zirve yaptığı, bir günde binlerce şiir, binlerce makale, binlerce hikaye ve binlerce kitap çıkarken, bunların arasından hakikat ışığını seçebilecek özelliklere sahip gönül erleri… İşte onlar bu keş... Devamı

16 04 2012

KADINLARIMIZ...

KADINLARIMIZ... |  görsel 1

    Anadolu’nun bozkırlarında bire yedi yüz veren başaklar gibi bereketli, Tanrı’nın kutsal kitaplarında övgüyle bahsedilen tanrısal varlık kadınlarımız. Sinelerinde bir hücreyi dokuz ayda çoğaltıp, sevgiyle varlık haline getiren kadınlarımız. Tanrının ruhundan ruh üfleyip, insan ismini koyduğu varlıkları, canından can katarak evlat adıyla dünyaya getiren kadınlarımız.   Kardelen çiçekleri gibi zor ama hayatı hep güzelleştiren kadınlarımız… Yolun yolcusuna yol öğreten, yolun çilesini sırtına azık edip, yol üzerinde aç kalanları doyuran kadınlarımız. Kimse köle olmasın, özgür yaşasın diye sırtında bebeğiyle savaş meydanlarına mermi taşıyan, savaş bittikten sonra mermi taşıdıkları tarafından köleleştirilen kadınlarımız.   Bir tatlı sözle cennetler kuran, ezilmişliğine, öfkesine ve nefretine rağmen cehennem ateşini tutuşturmayı en son çare olarak düşünen, ancak cehennem ateşini tutuşturduğunda ateşinden kaçış olmayan kadınlarımız. Tanrı’nın bu evrene en büyük hediyesi ve emaneti olan kadınlarımız. Evrenin neresinde hayat yaşanılmaz hale geldiyse, orada size yaşam çekilmez hale getirildiği içindir. Evrenin neresinde özgürlük varsa orada siz özgür olduğunuz içindir. Evrenin neresinde sevgi varsa orada siz gerçekten sevildiğiniz içindir.   Sizde yaratılışı anlamayan yaratanı bulamayacak, sizi sevemeyen hayatı boyunca sevgiden nasipsiz kalacak, sizi üzenler yaşadıkları hayat boyunca kendi cehennemlerinde yanacak, sizi aşağılayanlar hayatları boyunca ESFEL-İ SAFİLİN” de aşağıların en aşağısında yaşayacaktır.   Siz anlaşıldığınızda dünya cennete dönecek, siz sevildiğinizde melekler yeryüzüne daha bir coşkuyla inecek, varlıkl... Devamı

13 04 2012

YAŞAMAK MUTLULUKTUR.

YAŞAMAK MUTLULUKTUR. |  görsel 1

Hayatın gerçeklerini hep göz ardı ediyoruz. İstiyoruz ki her şey tozpembe olsun. Her şeyin tozpembe gittiği boyuta melekler katı deniyor. Hala nefes alıyorsak uğraşıp düzelteceğimiz, emek vereceğimiz şeyler var demektir. Hayatla mücadele etmek mi, yoksa hayatla barışık yaşamak mı? Bu sorunun cevabı zannediyorum birçok açmazımızı halledecektir. Şu an öfkelenme Şu an endişelenme Var olan tüm canlılara iyi davran Ekmeğini helal yollardan kazan Şükretmesini bil.  REİKİ’ nin beş altın kuralı olarak adlandırılan yukarıdaki muhteşem özellikler, aslında yaratıcı kudretin muhteşem enerjisini kendimize dengeli bir şekilde çekmekten başka bir şey değildir. AN’ı yaşamak hayatın bize sunduklarını gardımızı alarak beklemek değil, kollarımızı açıp kucaklayabilmekten geçer Şu an ne cereyan ediyorsa onu algılayıp doyasıya yaşayabilmek. Her an hareket halinde ve her an değişime açık bir hayat sürebilmek. “İki günü eşit olanın zarar edeceği” bilinciyle hep hayata katkı sunabilmek yaşamın var olan realitesidir. Mut-luluğun yolu, u-mutlu olmaktan geçer. Daha u-mut edebilecek kadar farkındalığa ulaşamamışsak mut-luluk bize çok uzak demektir. Mut-suz olmak, yoksun olduğunun farkına varmaktır. Farkına varmak yoksun olduğumuz şeyi aramaktır. Aradığımız şeyin farkına varmak,  farkındalıkla yaşandığında bize mut-luluk verecektir.  Hayata el ucuyla tutunmak değil, hayata kopmayacak gibi bağlanmak, bir tarafıyla da yarın çekip gidecek kadar da veda etmeye hazırlıklı olmak. Hep insanlar değer verdikleri, sevdikleri şeyler uğruna ölmeyi isterler. Allah için canımı seve seve veririm. Vatanım için canımı seve seve veririm Sevdiğim kişi için canımı seve seve veririm. Bu sözler ne kadar da kolaycılığa kaçan sözlerdir. İnsan sevdiği ş... Devamı

13 04 2012

OĞLUM'A

OĞLUM'A |  görsel 1

Sen insanlık yurdunda açan nadide gülsün.  Gözündeki ışıkla, kainat yansın oğlum.  Tekamül tuvaline sanat işleyen elsin  Doğumun hürmetine melekler insin oğlum.  Mertliğin afakında cemalini görürüm.  Sevgiyi yüreğinin burçlarında ararım.  Bakınca gözlerine dirhem dirhem eririm.  Yandığım ocağında ateşim sönsün oğlum.  Gelişin bir kandildi, günlerin en güzeli  Kişiliğin mükemmel, karakterin ezeli  Hayatın tablosuna masumiyet çizeli  Dertlerinin tamamı muhakkak dinsin oğlum  Gözlerinin içine gökkuşağı çizilmiş  Gönlündeki saraya tüm kainat dizilmiş  Açılmayan düğümler senin için çözülmüş  Gülizarın kokusu tenine sinsin oğlum.  Sen bensin bende sen’im, ayrımız gayrımız yok.  Kimselerden korkmayız, bilesin eğrimiz yok  Mertlikle yoğrulmuşuz, namerde çağrımız yok  Muhabbetinle dünya, sevgiye kansın oğlum Mehmet TEKECİ Devamı

10 04 2012

SEVGİYE ÇAĞRI

SEVGİYE ÇAĞRI |  görsel 1

  Bak çiçekler açıyor cancağızım  Kainat sevgiyle canlanıyor.  Hissetmek lazım  Mevsim sevmek zamanı  An’ı servet bilip  Güle seherlerde aşkını,  Bülbül gibi dile getirme zamanı.  Coşmak lazım cancağızım  Yaradana kavuşma adına  Susmak lazım.  Konuşmadan yaşamak zamanı  Yürekler coşturup,  Sel gibi akarak  Sevgiyi herkese ulaştırma zamanı.  Sevmek lazım cancağızım.  Aşktan anlayan maşuka  Kıymet verip baş tacı etme zamanı  Yüreğinin en mahrem yerinde,  otağlar kurup  Mücevher gibi saklama zamanı  Gülü çözmek lazım cancağızım  Merhamet rüzgarıyla  Gönülleri fethetmek lazım  Hedefin tüm insanlığa,  Kucak açarak  Yaratılanları kucaklama zamanı  Yanmak lazım cancağızım  Sevda kazanında kaynayıp  Pişmek lazım.  Buhar olup uçma zamanı  Bulut olup gökyüzünde  Yağmur gibi sağanak sağanak  Sevgi olup kainata yağma zamanı  Görmeden bilmek lazım cancağızım  Konuşmadan anlamak  Bilen olmak lazım  Anlatılanı anlama zamanı  Elini tutmadan yüzüne bakmadan  Hasret içinde vuslatı  Sonsuza dek yaşama zamanı.    Mehmet TEKECİ   ... Devamı