18 07 2016

EMPERYALİST SİSTEMİN KAPİTALİST ÇOCUKLARI

Sürekli baskılanan bir yer yönetilmekte zaaf gösterilen yerdir. Kontrolün gün be gün elden çıktığı yerdir. Baskıya açık toplumlar güç merkezli organize olan toplumlardır. Güç merkezi nerede ise oraya akarlar. Dün sergilenen beyinsiz bir ekip tarafından yapılan darbe girişiminde eğer başarılı olunsaydı bugün gazeteler ve televizyonlarda, osyal medya hesaplarından ASKERE SAYGI VE MEHMETCİK edebiyatı düzen yavşaklar görecektiniz. Herkes yeniden Fetullah denilen meczuba saygılarını ifade etmek için Amerikaya giden uçaklarda koltuk bırakmayacaklardı. Netekim, 1980 darbesinde gözlerimle şahit olmuştum. Bugün askere sövenlerin o gün askere nasıl minnet duygularını ifade ettiğini. O günkü gazete arşivlerine bakılabilir. Çünkü onlar güç merkezine göre hareket edenlerdir. Oysa iki, üç gündür anlatmak istediğimiz şudur. Evet, bir darbe girişimi olmuştur ancak bu darbe girişimi darbeye benzememektedir. Güç merkezine göre akan topluluk demokrasi kahramanlığından dilim koparabilmek için sokaklara çıkmış ve bayraklarını eline alarak tankların üzerinde resim çektirmiştir. Askere karşı yapılan linç girişimleri kuvvete göre yer değiştiren bu toplulukların acınacak halini gözler önüne sermiştir. O tankın içindeki asker boğaz köprüsünde eğer o topu ateşleseydi sen yaşanacak katliamın ölçüsünü hesap edebilir miydin? O asker topun silahını otomatiğe alsaydı yaşanacakları sen hayal edebilir miydin? Linç edilmesi gereken fakir bir ailenin emir kulu eri değil, yıllardır teröristlerle kolkola devletin bütün kurumlarını onlara teslim edenlerdir. Yıllardır bu adamlar devletin temelini oyuyor dediğimizde "Dinimizi öğretiyorlar. Hizmet ed... Devamı

13 07 2016

ÇIKMAZ SOKAK. DİNLER !

ÇIKMAZ SOKAK  Dinlerin insanları götürdüğü yer çıkmaz sokaktır. 3 kutsal dinin merkezi ortadoğu bugün dünyanın en fakir, en barbar, en çok kan dökülen bölgesidir.  Hiristiyanlığın, yahudiliğin veya müslümanlığın aslı böyle değil diyerek kaçak güreşemezsiniz. Geldiğim noktada edindiğim bilgi şudur. Şu an merkezinde durduğum bilgi. Tanrı yaratımı gerçekleştirirken evren isminde muhteşem bir film platosu kurdu. Herkes gönlündeki oyunu istediği gibi oynasın ve hayalini gerçekleştirsin diye. Ancak bazı insanlar kendi rollerini oynamak yerine sahnede rolünü güzel oynayanların oyununu seyretmeyi tercih etti. Birileri baktılar ki böyle olmuyor. Bundan bir kazanç elde etmek lazım. Buradan kendilerine bir kapital yaratıp geçim kapısı oluşturdular ve ticaret pazarı kurdular. İşte bu zihniyet, eline bileti alıp sahnedeki oyunu para ile satmaya başladı. Bu şekilde Tanrı'nın herkesin hayalini gerçekleştirsin diye kurduğu film platosu kazanç kapısı haline geldi. Tanrı. Var mı?  Var. Ancak sen rolünü oynamaktan kaçındığın müddetçe bulamayacağın gerçek. Sen sahnede rolünü oynayanları ağzın beş karış seyrettiğin müddetçe sahnedeki oyuncunun ağzıyla sadece anlatacağın gerçek. Sen kimsenin ama kimsenin rolüne hayran olup onun peşine takılmak için gelmedin dünyaya.. Kendi sahnende kendi rolünü oynayacaksın. Sahneye çıkmaktan kaçıyor musun? Kendi oyununu oynamak yerine, seyirci kalmayı mı seçiyorsun? Bak ortadoğuya.. Sahneden kaçan sefil insanların yaşadığı yaşayan ölüler mezarlığı... Ben bu mezarlıkta yaşıyor numarası yapmaktan vazgeçiyorum. Bedeli ne olur bilmiyorum ama ben sahnede kendi rol&uum... Devamı

09 07 2016

GERÇEK İSLAM BU DEĞİL (!)

İnanç sistemleri mucizeler üzerinden anlatılamaz. Din hayatı düzenliyorsa, hayatın içinden reel verilerle örneklendirilerek insanları ikna edebilirsiniz. Hz. peygamber "ay'ı ikiye böldü", "miraca çıktı", " müslüman öldüğünde melekler ona çok iyi davranacak ve o kısa bir sorgudan sonra cennete gidecektir" gibi metafizik olaydan daha çok hayatın içinden örneklemeler yaptığınızda ikna edici olursunuz Örneğin; Müslümanlar namaz kılar ve namaz müslümanı kötülükten alıkoyar dersiniz. Örnek olarakta sokakta camiden çıkan müslümanları gösterirsiniz. Kişi bakar, gerçekten bu toplumda yalan yok, hırsızlık yok, riya yok, adam kayırma yok. O zaman der ki, "EVET NAMAZ GERÇEKTEN İNSANLARI KÖTÜLÜKTEN ALIKOYUYORMUŞ" kararını verir. Senin kıçını yırtmana gerek kalmaz. Sokakta yaşanan din her şeyi anlatır. Ancak milyonlarca insan namaz kılarken, camilerin önündeki çay ocağında insanlar sabahtan akşama kadar dedikodu yapıyorsa, sokaktan gelip geçenleri çekiştiriyorsa, hastahanede, postahanede, bankada insanlar en asgari medeniyet ölçüsü olan sırasını beklememek için yüzlerce haksızlığa başvuruyorsa o zaman dinin hayata dönük reel yönünü anlatamazsın. Kaçacağın tek delik gerçek İslam bu değil sözüdür. Örneğin;  Müslüman zekat verir ve infak eder. Bu sayede müslüman ülkelerde aç ve fakir kimse yok dersin. Yaşadığın ülkenin insan profilini örnek olarak gösterirsin. Ülkede her insanın bu sosyal paylaşımdan dolayı gelecek kaygısı yaşamadan yaşadığını gösterirsin. Ülkede bırak açlığı açlık sınırında insan olmadığını reel ger&cce... Devamı

08 07 2016

ATATÜRK DİNDAR MIYDI?

Atatürk'ü sevenler onun ne kadar dindar olduğunu göstermek için dine dair sözlerini paylaşırlar. Onun dinden uzak olduğuna inananlarda onun yaptıkları devrimlerin ne kadar dindışı olduğunu göstermek için uğraşırlar. Oysa ikisi de beyhude çabadır. Atatürk bir din adamı değildi. O bir devlet adamıydı. Atatürk'ü değerlendirmek için Türkiye Cumhuriyetine yaptığı katkıları anlatmak gerekir. Atatürk dinsiz olabilir. Atatürk çok dindar da olabilir. Bunların ikisi de onu iyi bir devlet adamı yapmaya yetmez. Bugün dini referanslarla yönetilen ülkelerin acı durumlarını dünya coğrafyasında görüyoruz. O zaman konu dinsizlik ya da dindarlık değildir. 19 Mayıs 1919 da Samsuna çıkıp, 29 Ekim 1923 de Cumhuriyeti ilan ettiğinde Atatürk, yurdun tek bir karış toprağında düşman kalmamıştı. Hesap edin üç yıldan biraz fazladır. Demek ki bir devlet adamı olarak ilk görevini başarı ile yapmış. Halkının güvenini kazanıp 3 yıl gibi bir zamanda ülkede tek bir düşman bırakmamış. Yaptığı devrimlere bakınız. Bu ülke bütün düşmanca çalışmalara rağmen sıradan bir Ortadoğu ülkesi olmadıysa bu Atatürk'ün devrimleri sayesinde olmuştur. İnsandı ve tabi ki hata yapacaktı. 1923'den 1938'e kadar 15 yılda sayısız devrime imza atmış bir insanın yaptığı hatalarda olmalıydı ve zaten o bir insandı. Ülkeyi düşmandan temizleyen bir devlet adamı peki bununla yetinmiş mi? Hayır. Devrimleri ile ülkenin altyapısını kuvvetlendirmiş mi? Evet. İktisadi alanda ülkenin yoksulluktan kurtulması için büyük bir ekonomik hamleye girişmiştir, Savaştan yeni çıkmış, delikli kuruşa muhtaç bir ülkeden bahsediyoruz. İktisadi ve ekonomik hamle yapmayı bırakın, düşünmek planını yapmak... Devamı

07 07 2016

MERHAMET VE HAYVAN SEVGİSİ

Medeniyeti yakalamış insanlar mı daha çok hayvanları severler, yoksa hayvanları sevenler mi daha çok medeni olurlar bu sorunun cevabını bulamadım ancak hayvan sevgisinin insanlıkla çok bağlantılı olduğuna tüm kalbimle inanıyorum. Çok yadsınamaz bir gerçek var. "Hayvan sevenler daha çok merhametli oluyorlar" Sokakta aç insanlar varken, hayvanları doyurmak hangi mantığın ürünü sorusu yanlış bir mantığın ürettiği sorudur.  Hayvanları sevmeyen, hayvanların açlığı ile ilgilenmeyenler sokaktaki açlarla da ilgilenmiyorlar. Hayvan sevgisi insanda merhameti tetiklerken, kalbin yumuşamasını sağlıyor. Daha duyarlı oluyorsunuz. Etrafınızda yaşanan her şeye gözleriniz daha çok takılıyor.  İşte böyle durumlarda sokaklarda aç yatan evsizlere de gözünüz takılıyor. Onlar içinde bir şeyler yapma ihtiyacı hissediyorsunuz. Ancak hayvanların açlığı ile ilgilenmeyenler, sokaktaki açlar kendilerinden yardım istediklerinde "Allah versin" diyerek geri çeviriyorlar. Müslümanların hayvan sevgisinden uzak durmalarını anlayamıyorum. Kim itiraz ederse etsin umurumda değil. Müslümanların hayvanlarla arası çok soğuk. Hatta hakaret ederken hayvan isimleri kullanarak birbirlerine hakaret ediyorlar.  Bazı hayvanların lanetli olduğunu düşünüyorlar. Hatta bazı hayvanların öldürülmesinin sevap olduğuna dair inanç bile var. Oysa İslam'ın peygamberi Hz. Muhammed'in hayatında hayvanlar o kadar çok yer kaplıyor ki, bunu müslümanların bilmemesi mümkün değil. Hicretinde onu müşriklerden koruyan bir güvercin ve bir örümceğin bir tesadüf olduğuna inanıyor sanırım müslümanlar. Ezan okunduğunda namazı kaçırmamak için zaten topu topu ik... Devamı

05 07 2016

ORUÇ, KADİR, BAYRAM

İbadetlerle ilgili pek fikir beyan etmeyi sevmiyorum. Benim iç dünyam batıl bile olsa kimsenin kutsalına saldırmamayı ve küçük görmemeyi söyler. Oruç tutanın tutmayanı, tutmayanın ise tutanı küçük görmesini doğru bulmam. Hz. Muhammed'in geldiği 1400 yıllık süreç içinde oRuÇ tek bir konuya kadar indirgenmiş vaziyette. aç kalarak nefsi terbiye etmek. Mantıksal doğruluğu olsa da aç kalmak sadece nefsi terbiye etmez. O zaman ORUÇ herkesin değil, ZENGİNLERİN yapması gereken bir ibadet olurdu. Hz. Muhammed'in Mescidinde Suffe diye bir bölüm olduğunu söyler siyer kitapları. Burada ilim tahsil eden, kimsesiz ve yoksul insanların kaldığını ve bu insanların ihtiyaçlarını müslümanların karşıladığını yazar. Yani Suffe'nin yetiştirdiği en büyük hadisçi olarak bilinen Ebu Hureyre birisi yiyecek bir şey getirmediği zaman aç yatıp kalkıyor. Şimdi Ebu Hureyre'ye "Azizim sen zaten 11 ay genelde açsın. Ramazanda oruç diye bir ibadet farz oldu. 12. ayda da aç kal, nefsini terbiye et diye bir teklif yapılamaz. Açlık nefis terbiye edecekse bu adam zaten yılın tamamında neredeyse aç ya da yeteri kadar doymuyor. Çünkü başkalarının getirdiği şeylere ihtiyacı var. O zaman oruç açlıkla ilgili değildir. Oruç birincil anlamda bağımlılıklarımızla ilgilidir. Savm terk etmek ise birincil konu bağımlıklarımızı terk etmektir. Neye bağımlılığın varsa onun için verdiğin mücadele ORUÇtur. Belli bir aya tahsis edilmiş bir ibadet olarak algılıyorsan orucu o zaman Ramazan ayında bağımlılıklarından kurtulmak için SAVM etmek en muhteşem oruçtur. İkinci anlamda düşüneceğimiz konu ise TERK ETMEK. İnsanlarla kuru gürültüyü, kavgayı, boş sözleri ve... Devamı

29 06 2016

KÖY ENSTİTÜLERİ

Kendimi aradığım dönemlerdi. Tek yavrumuz olan oğlumuzu Tanrı'nın bize hediye ettiği bir köyde görev yapıyordum. Bir emekli öğretmen vardı.  Kendisini "Ben Çobanım" diye tanıtırdı. Bir Veteriner'den daha çok hayvanlarla ilgili bilgiye sahipti. Köylüler köyde bulunan iki veterinere rağmen veterinerlere gitmez bu güzel insana akıl danışırlardı. Köy Enstitüleri mantığıyla yetişmiş bir insandı. O zaman ki bakış açımla Köy Enstitüsü demek benim için komünist yatağı demekti. Çok muazzam bir insandı. Pek öfkelenmezdi. Sporcuydu ve yaşına rağmen çok dayanıklı yapısı vardı. Dürüsttü ve yalan konuşmazdı. Oysa toplum değerlerine göre pek dindar görülmezdi. Bir kez yalanına şahit olmadım. Bu değerli öğretmeni ve ailesini çok sevdim ve araştırmaya başladım köy enstitülerini ve mantığını. Dedim ya arayış dönemindeydim. Daha yaşım 25. Köy Enstitüleri ile ilgili yaptığım araştırma sonucunda şu kanaate vardım. KÖY ENSTİTÜLERİNİ KALDIRAN MANTIK BU ÜLKEYE EN BÜYÜK DÜŞMANLIĞI YAPMIŞTIR. Bu ülkenin içindeki düşmanları aramak isterseniz Köy Enstitülerini kaldıran insanlara kadar inmek zorundasınız. Eğer Köy Enstitülerinde yetişen öğretmenler ülkenin dört bir yanına dağılmış OLsalardı bugün bu ülkenin bir çok sorunu OLmazdı. Düşünebiliyor musunuz? Mardin, Diyarbakır, Cizre, Urfa, Şırnak; Batman, Kars, vs. gibi bölgelerde doğup Köy Enstitülerinde okuyan öğretmen adayları bölgelerine döndüğünde yaşadığı ve görev yaptığı köyün tarımından, hayvancılığına ve hatta ilk yardım çalışmalarına kadar donanımlı bir birey olarak görev yapacaktı. Korkusundan doğu ve g&u... Devamı

29 06 2016

KEMAL SUNAL'IN BU MİLLETE TUTTUĞU AYNA

KEMAL SUNAL'IN BU MİLLETE TUTTUĞU AYNA |  görsel 1

Onun filmleri çıktığında neredeyse her meslek gurubu ayağa kalkardı. Örneğin apartman sakinlerinin gazete eklerini yürütüp kupon toplayan kapıcı rolünü oynadığında "Kapıcılar odası" açıklama yapardı. Kapıcılık mesleği kutsal bir meslektir. Bu mesleğin aşağılanmasına müsade etmeyiz. Kemal Sunalı ve bu filmi yapanları kınıyoruz. Ardından polis filmi çekerdi.  Trafik kurallarını çiğneyen bir adam ruhsatın arasında unutmuş gibi para koyardı. Polis evrakları incelerken göz göze gelinir ve oradan o para alınırdı. Teşkilat ayağa kalkardı. Can güvenliğini sağlayan polis teşkilatı küçültülemez. aşağılanamaz. Bu filmi çekenleri kınıyoruz. Bir cenaze namazı kılınır camide. Çok kötü giyinmiş bir imam.  Doğru dürüst okuyamıyor. Hemen din adamları ayağa kalkardı. İmamlık mesleğini kimse küçük düşüremez. Bu kutsal mesleği aşağılayanları kınıyoruz. Oysa köydeki imam ezan okunmadan 5 dakika önce tarladan gelmiş ya da ahırda ineklere bakmış. abdestini almış aynı kıyafetle camiye gelmiş ve namazını kıldırmıştır. Kısaca işçisine vermesi gereken parayı ona vermeyip o parayı sekreteri ile alemlerde yiyen patron tiplerini, tapuda rüşvet yiyen memuru, hastanede kuyruk beklerken sırasını satan uyanığı, okula çocuğunu kayıt yaptırmak için giden ama bağış adı altında soyulup soğana çevrilen veliyi, seçmeninin kapısına seçimden seçime gelen ve kasasını dolduran siyasetçi tiplemelerini oynayarak sanat hayatını zirvede bitirdi Kemal Sunal. Bana göre mizahın elçisiydi. Muhteşem bir insandı. Bu topluma ayna tuttu. Herkes onun aynasında kendini seyretti. Filmleri o yüzden çok tuttu. Bugün meslek ahlakımız zedeleniyor diye ayağa kalkanların, meslek ahlakımızı mesl... Devamı

25 06 2016

KİMİ YARGILIYORSUN?

Bir insanı ve bir olayı değerlendirirken gereken en önemli şey vicdan terazisidir.  Bu terazi düzgün tartmadığı zaman, kutsalların ardına sığınıp oradan seslenmeye başlarsın. -Oruç tutuyormusun? -Namaz kılıyormusun? -Sen yoldan çıktın. -Senin bu yaptıklarını Allah tasvip etmez. İyi de kardeşim farkında değilsin. Yukarıdaki konular senin konuların değil. Vicdan terazin o kadar şaşmış ki ya Allah adına karar verme utanmazlığına düşmüşsün ya da Allahlık yapmaya başlamışsın farkında değilsin. Unutma!! Kişileri yargıladığın her konu tamamen Allah'ın sorumluluğunda.. Senin haddin değil kimseyi yargılamak. Eğer azıcık adamlığın varsa ve birazda cesaretin aynanın karşına geç ve kendini yargıla. Kendi kendine kurduğun mahkemede kendini yargılama cesaretini gösterdiysen zaten başkasını yargılama utanmazlığını yapamazsın. Sen veya ben ya da bir başkası kimseye hesap sorma konumunda değildir. İnsan mısın, Allah mı? Buna önce karar ver. İnsansan insan gibi davran. Değilsen kutsalların ardına sığınıp Allah adına seslenerek onun koltuğuna oturma utanmazlığını yapma. Mehmet TEKECİ ... Devamı

24 06 2016

YAŞAMAK CESURCA BİR EYLEMDİR.

Dünyada elliye yakın fakir ülke var. Bunların yarısından fazlası müslüman ülkeler.  Ne enteresan!! Bu ülkeleri yönetenler ise dünyada zengin olan 100 zengin yönetici arasında.. Bu ülkeleri idare edenlerin tek bir ortak noktası var bunu sağlamak için. Hepsi dini ve Allah'ı pazarlayarak zengin oluyorlar. Sadece suçlu onlar mı? Değil tabi ki. Ülkelerini Firavunlaşarak yöneten bu Karunların tek sermayesinin din ve Allah'ı pazarlamak olduğuna insanları inandırana kadar bu durum değişmeyecektir. İnançların bireysel olduğunu, toplumun fertlerinin tek tek dürüst olduklarında dürüst bir toplum ortaya çıkacağını artık insanların bilmesi gerekir. 21. yüzyılda hala bunu fark edemeyen insanların olması çok acı. İnançların bireysel olduğunu ve inançları sürekli gündemde tutup, onun arkasında dolaplar çevirip Karunlaşan herkesin istisnasız zamanının Firavunu olduğunu fark etmediğimiz müddetçe bu kader değişmeyecektir. Neden ülkeleri fakir olduğu halde yöneticilerinin Karun kadar zengin olduğunu sorgulayamayan bir millet köle pazarında kendine verilen, adına sosyal yardım denilen artıklar ile yaşamak durumundadır. Yaşamak cesurca bir eylemdir. Yaşamayı ancak cesurlar becerir. Cesur olanlar şartlar ne olursa olsun kötülüğü düşünmeyenlerdir. Onlar bilek gücüne değil, yürek gücüne güvenirler. İşte o yüzden Karunlaşan Firavunların, en çok üzerine abanıp yok etmeye çalıştığı bu cesur insanlardır.  Çünkü onlar hep yaşamın yanındadırlar ve hep diridirler. Mehmet TEKECİ ... Devamı

23 06 2016

GÜLE GÜLE MÜCAHİT ADAM

GÜLE GÜLE MÜCAHİT ADAM |  görsel 1

Bütün müslümanlara sorun. İslamın en kutsal kitabı nedir diye? Cevap olarak Kur'an diyeceklerdir. Yaşar Nuri ÖZTÜRK ortaya çıkana kadar en kutsal kitap Kur'andı, Kur'an olmasına da onu kimse işaret etmiyordu. Yazdığı eserler ve çıktığı televizyon programlarında parmağı hep Kur'an-ı gösterdi. Hep referans olarak Kur'ana işaret etti. İnsanlar kitaplarını duvardan indirip okumaya anlamaya en azından ilgilenmeye başladılar. Baktılar ki hurafeler, hikayeler, uydurma öykülerle İslam diye anlatılan adamların BABALARININ DİNİ. İslamla alakası yok. Anlatılan dinden uzaklaştılar. Kur'an anlatımının içindeki İslamı merak etmeye başladılar. Kah barışan oldu, kah uzaklaşan.. Ama Yaşar Nuri herkese kaynağı gösterdi. Yaşar Nuri hoca'dan nefret edenler ve Yaşar Nuri hocanın ölüsüne saydıranlar için Nihat Hatipoğlu, Mustafa karataş, Fatih Çıtlak gibiler büyük hocalardır. Neden? Çünkü onlar İslamı değil, babalarının dinini anlatırlar. Allah'ın koltuğuna oturup Allah adına soru cevaplarlar, Allah adına karar verirler. Bugün Yaşar Nuri hocanın ardından küfür edenler şunu bilsinler ki, etiğiniz küfürler aslında bir ödüldür. Yaşar Nuri gibi dini yaşayanlara referans olarak Kur'an-ı gösteren adamın sizden övgü olması bizi şüpheye düşürürdü. İnsandı neticede. Hataları vardı. İçinde bastıramadığı önüne geçemediği büyük bir öfkesi vardı. Keşke siyasete girmeseydi.  Dedim ya! İnsandı. 2000'li yıllarda Kur'an-ı okumaktan Kur'an-ı anlamaya geçen bir toplumun start noktasında duran bir adam olarak her zaman yüreğimde sevgisi baki kalacaktır. Yolun açık olsun mücahit adam. H... Devamı