09 01 2018

LAİKLİK ÖZGÜRLÜKTÜR

Atatürk'ün koyduğu Laiklik ilkesinin kıymeti bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Tekke ve Zaviyeleri kapatması da. Bu iki büyük hamle ne Atatatürkçüyüm diye yaşayanlar ne de muhafazakar kesim tarafından iyi algılanmıştır.

Eğer Atatürk laiklik ilkesini getirmeseydi, tekke ve zaviyeleri kapatmasaydı bugün Afganistan'dan, Suriye'den, Pakistan'dan hiç bir farkımız kalmazdı.

Bütün zorlamalara, bütün art niyetli yıkımlara rağmen hala kör topal da olsa demokrasi ve özgürlükten bahsedebiliyorsak laiklik ilkesi yüzündendir. Hala yüzümüz medeniyete dönükse ve her türlü karanlık atmosfere rağmen güneşin doğacağından umudumuz varsa bundandır.

Sadece görülemeyen tek bir sıkıntı vardır. 
Atatürk artık Anıtkabir'den çıkarılmalıdır. Sokaklarda bir Atatürk değil, milyonlarca aydın fikirli Atatürk dolaşmalıdır. Atatürkçülerin en büyük günahı onu anıtkabire kilitlemeleridir. Atatürk gibi bir misyon, bir fikir, bir düşünce adamını bilinç hareketine dönüştürememişlerdir. Oysa bu; zamanın şartlarına uygun, ötekisi olmayan, kendine güvenen sağlam karakterli, vatan sevdalısı milyonlarca Atatürk'ü sokaklarda yaşatmakla mümkündü.

Laiklik bu ülkenin sokaklarında bir söylem olmaktan çıkmalı ve sokaklarında yaşanan bir gerçek olmalıdır. Din kişisel ilişkilerde kullanılan bir paravan değil, yaratan ve yaratılan arasında yaşanan ve ruhsal tekamül için kişiyi ilgilendiren bir öğreti olarak yerini almalıdır.

Dini kullanmaya kalkışan bir siyasetçi buna cesaret edememelidir. "Allah ile aldatan" Allahsızlar itibar görmemelidir. Din paravanının ardına saklanıp kazançlar oluşturulamamalı, saltanatlar kurulamamalıdır.

Bugün yaşananlar ve gözümüzün önünde gelişen ibretlik olaylar demokrasi varken bile yaşanabiliyorsa sokaklarında gerçek laiklerin olmamasından ya da laikliği sözde yaşatmalarındandır. Oysa demokrasi ağacı laiklik çiçeği açmadığı müddetçe o yerde demokrasi isim olarak bulunsa da, orada saltanat hüküm sürer.

Laiklik özgürlüktür. 
İnançlara kimsenin müdahele edememe özgürlüğü. 
Bu özgürlüğü elimize çok ağır bedeller ödeyerek emanet ederek hayata veda eden mavi gözlü büyük adama vefa borcunu ödemek onun gibi aydın fikirli ve laik bilinçleri sokaklarda çoğaltmakla mümkündür.

"Leküm dinüküm veliyedin" "Sizin dininiz size, benim dinim bana" ayeti dinli ile dinsizi ortaya çıkarmak için değil, dinli ile dinsizin birbirine karışmadan insan gibi aynı ortak yaşamı barış içinde paylaşması gerektiğinin Tanrı tarafından verilmiş mesajıdır.

Bu mesajı görüp ülkesine hediye eden Büyük Ruha, Mavi gözlü adamın bu yüksek bilinci sokaklarımıza hakim olduğunda ülkemiz aydınlık yarınlara ulaşacaktır.

Mehmet TEKECİ.

 

0
0
0
Yorum Yaz