24 11 2017

BİR CAN GİTTİĞİNDE YAŞAM BİTER.

 Allah rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun. Yine acımız büyük. Her şehit haberi geldiğinde ana sayfayı kaplayan yazılardır bunlar. Şehit olanların Allah'ın rahmetine ulaşmak gibi bir dertleri yoktur. Zaten ulaşmışlardır. Şehit olanların mekanı cennet olsun temennisine ihtiyaçları yoktur zaten onlar cennete giderler. Bu ülkede asıl sorunun herkes farkında.. Bu ülkede ölmek artık sıradanlaştı. Kimsenin ilgisini çekmez oldu. Artık televizyonlarda 60 saniyelik haber değerinde, gazetelerde köşeye sıkışmış bir kaç satırlık haber. Herkes ama herkes vicdan mastürbasyonu yaparak kendini rahatlatmaya çalışıyor. Bir can yok oldu mu yaşam biter, umut biter. Bir köz konur insanın yüreğine hasret başlar, acı başlar. Ülkenin tepesine oturmuş irade koltuğunu korumak için her şeyi yapabileceğini bu millete 15 yıldır gösteriyor. Şehitler olmayacak, istikrar gelecek diye diye oy istediler verdin. Hep şehitler geldi, hep canlar gitti. Boşu boşuna Allah rahmet eylesin, durakları cennet olsun teraneleri sayıklama. Zaten şehit olduğuna inansan bunlara ihtiyacının olmadığını bilirsin. Giden her canda senin sorumluluğun var. Atılan her mermi de suçun. Elin kanlı sende biliyorsun. O yüzden Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun duan seni kurtamayacak. Türkiye'de askere gitmemek için 155.000 kişi çürük raporu almış. Şırnağın merkez nüfusu 82.000 . Anladın değil mi iki şırnak nüfusu askere gitmemek için çürük raporu almış. Para ile askerlikten kaçanlar.. Bedelli adı altında parayı bastırıp askerlikten yırtanlar.. Vatan senin için bu kadar değerli ve mukaddes ise nedir bu para ile vatan hizmeti satın alma yarışı... Topla bakalım bunları yanyana. Neden durmadan Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun diyerek vicdanını rahatlattığın... Devamı

24 11 2017

HUZUR DİYE BİR ŞEY VAR HAYATIN İÇİNDE

Huzur diye bir kelime var Türkçe'de. Koskoca bir ömür geçirseniz adını biliyorsunuz ama yaşayamıyorsunuz. Onu yaşayamayınca insan olamıyorsunuz. Huzur denilen kavramı ruhunuz kabullenmedi ise her şey yük oluyor size. Her şey fazlalık.  Evinizdeki insan batıyor, sokaktaki kedi, köpek. Kaldırımda yüzünüze yaprakları değen akasya, söğüt dalları. İşiniz batıyor, aşınız batıyor. Huzur cennetin bir öncesi. Elinizde var olan ile yetinebilme. Onları tüm benliğinizle kabullenebilme. Onlarla mutluluk yaratacak zamanlar geçirebilme. Birde bakmışsınız küçük şeyler kocaman mutluluklar yaratmış. Kasvet gitmiş, sıkıntı gitmiş, buhran gitmiş, hastalık gitmiş, Bir sükunet çökmüş yaşadığınız yere. Dinginleşmişsiniz. Bir elektirik santralı gibi enerji üretmeye başlamışsınız. Kendinizi bırakın, etrafınız bile bu huzurdan nasiplenmeye başlamış. Gözlerinize bakan sanki bir deniz kenarında doğmakta olan güneşi seyreder gibi huzur bulmaya başlamış. Konuşmanızı dinleyen, bir akarsuyun şırıl şırıl akan sesinde kaybolmuşlar. Ellerinize dokunan güven bulmuş. Herkes arkasını güvenle dönebilmiş size. Tek bir zarar gelmeyeceğini bildikleri bir güven duygusu içinde. Koskoca bir dünya olmuşsun. Etrafında yaşayan insanların huzur bulduğu, esenlik duyduğu, güven içinde varlıklarını devam ettirebildikleri. Benim gönül dünyamda yaşadığı ortama barış, huzur, esenlik ve güven getirmeyen tek bir insan tanımı yok. Artık kendini huzur yurduna teslim etmiş etrafına huzur verecek insanlara ihtiyacımız var. Onların güzelleştirdikleri dünyada yaşamalı insanlar.. Dünyayı huzur veren cennet haline getiren, güzel insanların varlıkları bizim ruh zenginliğimizdir ve yaşam servetimizdir. Mehmet TEKECİ... Devamı

16 11 2017

PARASINA TANRI DİYE TAPANLAR

Yerküre üzerinde hangi taşı kaldırsan altından para çıkar. Aslında dünyayı yöneten Tanrı paradır. Onun için insanlığından vazgeçmeyen, dinini satmayan, karakterinden vazgeçmeyen insan evladı bulmak nerede ise mümkün değildir. Emeğini ekmek yapıp huzur içinde evinde yiyemeyen, çöplerin içinde yiyecek arayan insanlar varken, iyilik meleği kılığındaki şeytanların insanları sömürdüğü, dincisinden, spritüeline, tarikatçısından, diyanetine varana kadar cebindeki para ile ilgilenen bir sistemin içinden hakikat çıkacağını sanmak aptallığın ta kendisidir. Tanrısını para ile değiştirmiş kamuflaj kullanan sahtekarların hakim olduğu bu sistemin içindeki din bezirganlarının cebinden kaç para götürdüğünü ve seni hangi ütopik yalanlarla kandırdığını fark ettiğinde sömürüldüğünü anlayacaksın. Emeğini paylaşamayan, toplumun bireylerini sömürerek kazandığı zenginliğin sadece kırıntılarını dağıtarak iyilik meleği kesilen şeytan yüzlülerin bu oyunu seni canlı canlı toprağa gömmekten farksızdır. İnfak denilen evrensel gerçeğin ihtiyacından fazlasını paylaşmak olduğunu bugün hiç bir müslümana anlatamazsın. Parayı Allah ile değiştirmiş bu adamlar cebindeki bozuk paraları dağıtarak kendilerini iyilik meleği koltuğuna oturturlar. Onların anlatmalarına göre infak ihtiyacından fazlasını dağıtmaksa eğer, bu adamların ancak sistemden ihtiyaçlarını kadarını almaları gerekmez mi? Gerisi sistemde varlığını sürdüren diğer canların  hakkı değil midir? Sen buna haram diyorsun biz buna soygun diyoruz. Yerküre üzerinde bunu gerçekleştirebilmiş ne komünist, ne sosyalist, ne de sosyal demokrat bir ülke mevcut değildir. Zira bu sıfatların da sadece resimleri vardır, cisim... Devamı

01 11 2017

ORGAN BAĞIŞI

ORGAN BAĞIŞI. İnsanın özü ruhtur. Bilimsel olarak açıklamak gerekirse enerjiden oluşan varlıklarız. Madde aleminin geçerli olduğu üç boyutlu dünyada her şeyin aslı atomdur ve bu yüzden hepimiz enerji varlıklarız. Dolayısı ile bedenimiz gerçek varlığımız olan ruhumuzu bu üç boyutlu dünyada taşımaya yarayan bir binekten başka bir şey değildir. O halde bedenimizde var olan organlarımızın işlevleri üç boyutlu dünyaya göre dizayn edilmiştir. Öldüğümüzde gerçekten insanlığa hediye edebileceğimiz en büyük İNFAK organlarımızdır. Çünkü organlarımız öte alem, diğer boyut, ahiret gibi kavramlarla ifade ettiğimiz yerlerde bir işe yaramıyor. Buradan çıkarken geride bırakabileceğimiz ve gerçekten yaşama katkı sunacak hayati bir infaktır organ bağışı. İslamın kitabı Kur'anda da Allah "Ademi ruh olarak yarattığını, ruhundan ruh üflediğini" anlatır. İslam inancına göre öte tarafa geçen beden değil, ruhtur. Mahşerde toplanacak olan etten bedenler değil, yaşamın bütün verileri hard diskine kaydedilmiş ruhlardır. O halde öldüğümüzde bu dünyaya yapacağımız en büyük katkı ORGAN BAĞIŞIDIR. Bunun için en yakın sağlık birimine baş vurup bütün organlarınızı bağışlayabilirsiniz. Vücudunuzda ne varsa 40 gün sonra çürüyecek ve işlevsiz hale gelecektir. Oysa organ nakli yaptığınızda yaşamın devam etmesine katkı sunmuş olursunuz. Bir insanın hayatına devam etmesini sağlamak, görmeyen bir insana ışık olmak, yaşamın devam etmesini sağlayan bir kalp olmak, bir böbrek nakliyle bir insanı makineden kurtarmak muhteşem bir insanlık çıtasıdır. İNFAK ihtiyacından fazlasını sisteme geri döndürmekse, öldüğümüzde artık ihtiyacımız olmayacak ... Devamı

27 08 2017

KADININ ADI YOK MU?

Müslümanların genelde kadına biçtiği değer annelik üzerinedir. Ağzını açan kadın annedir diye söze başlar. Şakır şakır yüzlerce meşhur erkek sahabe sayarsınız.  Ancak kadın sahabe saymaya kalksanız peygamberin eşlerinden sonra bir kaç tane belki sayar belki sayamazsınız. Ne enteresandır Cennetle müjdelenen 10 sahabe kavramı vardır. İçinde tek bir kadın yoktur.  Ebu Bekir, Ömer, Osman Ali Talha Zübeyr vs peşin peşin cennete giderken, nedense Fatma, Ayşe, İslam için vücudu ikiye ayrılan Sümeyye bu listede yoktur. Bugün de islam aleminde konum farklı değildir. Kadın annedir. O yüzden kutsaldır der söze başlayan sahtekar... Kadının adı yok mudur? İslam tarihine bakın, sayfalar dolduracak erkek evliya çıkar karşınıza. Adam kütük gibi 10 cilt Evliyaların hayatı diye kitap yazmış. Kadın evliyalara bak. Rabia-tül adeviyye hariç üç tane kadın evliya ismi sayamazsın. Kadınların ve erkeklerin toplu olarak yaşadıkları insanlık açmazları bu düşünce temellerinin atıldığı yıllara kadar gider. Senin putperest dediğin insanlar içlerinden yüzlerce tanrıça çıkarırken, sen içinden çıkara çıkara bir tane Rabia Adeviye diye bir evliya çıkarabilmişsen sıkıntılı olan bir şeyler var demektir. Senin yaşadığın topraklarda kadının adı yok. Çünkü kadının adının olması demek senin saltanatının bitmesi demektir. Mehmet TEKECİ... Devamı

13 08 2017

SEN İNSANSIN, İNSAN GİBİ YAŞA.

  Nasılda gönül dünyana girip bahçeni talan ederler. Çiçeklerini çiğner, güllerini dalından koparırlar. Ezik yaşaman için ellerinden geleni yaparlar. Ellerinde "Kur'an", dillerinde "nefis terbiyesi" ezdikçe ezerler seni. Ta ki göğe bakacak takatin kalmayana kadar.! İstedikleri kıvama gelmişsindir artık. Bir kobay gibi deney yaparlar üzerinde, bir kukla gibi oynatırlar seni. Dikkat et! soru soracak mecalin bile kalmamıştır. Korkudan soru bile soramazsın. Din varsa kenDİN olmaktır. Ellerindeki DİN silahı ile kenDİN olmanın önüne geçerler. Bunu Allah adına yaparlar. Allah adını kullanıp, seni sümüklü mendil gibi kullanıp sonra işleri bittiğinde çöpe atarlar. İşte sen ey İnsan!! Gözünü arşa dikip bu zalim kumpası sana kuranlara karşı ayağa kalkacaksın. Başını yerden kaldırıp, arşa koyacaksın. Bileceksin ki, sen olmazsan bu dünya dönmez. Gökkubbenin altında nefes alıyorsan eğer yerin birilerinin ayağının tozu olmak değildir. Başın arşa değene kadar yürüyeceksin bu yolu. Allahsızların, seni Allah ile korkutmasına aldırmadan.. Ellerinde ateşe cehennem ateşini  tutuşturan zebanilere aldırmadan... Yalnız kalmayı, aşağılanmayı göze alacak ama başın arşa değecek kadar onurlu yoluna devam edeceksin. Yaradan, kendini üç beş kuruşa satan satılık karakterlerin elinde oyuncak olasın diye yaratmadı.  Varlığın bir onurdur eğer yaşamasını bilirsen.. Yaşamak sana ait bir tasarruftur. Her saniyesine sen hükmedersen kimse seni yenemez. Yolundan döndüremez. " Bir elime ayı, diğer elime güneşi verseniz yolumdan dönmem" diyecek iraden olduğu müddetçe karşına Firavun çıksa Musa olacaksın, Nemrut çıksa İbrahim olacaksın, Ebu Cehi... Devamı

06 08 2017

YARATMAK USTALIK BELGESİDİR.

    Elma yedi diye insanı cennetten kovan bir Tanrı. Neden kovsun ki elma yediği için insanı. Cennet her şeyin serbest olduğu yer değil miydi? Bence hikayede sıkıntılar var.  Nasıl ki, insanlar Adem ve Havva'nın çapraz batından doğan çocuklarının evlendirilmesi ile çoğaldı diyerek yaratıcıyı ensest (aile içi cinsellik) ilişkiye izin veren sapık konumuna indirgeyen hikayede sıkıntı olduğu gibi. Bir elmanın bedeli değil bunlar.  Ne kadar geri gidersen git, 7000-8000 yıl geri gidebiliyorsun dinler tarihinde... Takılıp kalıyorsun.  Dinler tarihine değil, insanlık tarihine baktığınızda Tanrı mefhumu daha belirgin bir hal alıyor. Bilim adamları dünyanın şu an 4.5 milyar yaşında olduğunu söylüyor. Medeniyet tarihine gittiğimizde M.Ö 3000-3.500 yıllarına kadar inebildiğimiz, dinler tarihine girdiğimizde 7000-8000 yıl ötesini flu olarak seçebildiğimiz bu dünyada geri kalan milyarlarca yılda neler oldu. Yaşam nasıl devam etti, yaşam var mıydı? Şunu çok net kafamızın içine çivi yazısı ile kazımalıyız. Bütün bilimsel gerçekler bu kadar yaratımın sadece insan için olmadığını bize göstermektedir. Bütün yaratımın kendisi için olduğunu iddia eden insanlık 7000-8000 yıllık dinler tarihinde yaşadığı tek gezegen olan dünyayı batırmanın noktasına getirmiştir.  Yarattığı en mükemmel varlığın 7000-8000 yılda dünyayı yok etme noktasına getirmesi bence Tanrı için hayal kırıklığı olmalı. Oysa ben bunun insan egosunun bir uydurması olduğunu düşünüyorum. Yaşamı var eden (üst akıl, bilinç, Tanrı, yaratıcı) insan denen varlık gibi diğer varlıklarında gelişmesini ve ilerlemesini ister diye düşünüyorum. Ben gerçek Tanrıyı hep ş&oum... Devamı

10 07 2017

YARIN BUGÜNDEN DAHA GÜZEL OLACAK -ADALET YÜRÜYÜŞÜ-

Planlı, programlı çalışmayı ve işime titizlenmeyi severim. O yüzden benden bir şey talep edildiğinde yapabileceklerimi tek tek sıralar ve onun ötesinde bir şey ile meşgul olmayı sevmem. Çünkü başka şeyler ile meşgul olmak sizi asıl yapacağınız işten uzaklaştırır ve veriminizi düşürür. Siyaset benim hep ilgilendiğim bir konu olmuştur. Bu ülkenin Cumhurbaşkanlığını bana teklif etseler kabul etmem ancak yerel düzeyde siyaset yapmayı çok istiyorum. Yerel siyasette sokağa inme şansınız var, sokaktaki ile ilgilenme ve sokağın derdine çare üretme şansınız var. Bunun için yerel düzeyde yapılacak siyasi çalışmalar içinde beni görmek isteyenlerle aynı masaya oturduğumuzda aynı şeyleri söyledim. Yapabileceklerim, şunlar ve şunlardır. Onun ötesinde benden bir şey istediğinizde benden verim alamazsınız. Oldum olası toplantı adı altında başkanın, patronun ya da müdürün ahkam kesmesini hiç sevememişimdir. Tek kişinin yönettiği ve tek kişinin karar açıkladığı ve sadece size söz veriliyormuş gibi gazınızın alınıp konuşturulduğu hiç bir işe yaramayan toplantılar beni boğar. İşte böyle bir kaç toplantıya gittiğimde " SİYASETİN SOKAKTA YAPILMASI GEREKTİĞİNİ VE MUHALEFET PARTİSİNİN EYLEMSİZ KALAMAYACAĞINI NEDENLERİ İLE BERABER ANLATTIM" Toplantıyı yöneten başkan sıfatını taşıyan kişi dahil bunun iyi bir fikir olmadığını, sokaklarda çatışma çıkabileceğini söylüyordu. Oysa akıl sahibi insanlar çatışmalara sebep olmadan da eylem yapabilirler. Benim canımı dişime takarak söylemek istediğim şey "Adalet yürüyüşü"nde olan şeydi. 25 gün boyunca tek bir olaya sebep olunmadı. 25 gün boyunca hiç bir tahrike, hiç bir kumpasa düşülmedi. B&... Devamı

07 07 2017

BÜTÜNSEL BAKIŞ, BİREYSEL BAKIŞ.

Bütünsel baktığında kim koymuş bu sınırları.Kim dünyayı devlet adı altında tek tek bölüp parçalamış ve hatta neden yapmış bunu.Türk kim, İngiliz kim, Yunan ya da Fransız kim? insan değil miydik "Galü bela" denilen yaratılışın start noktasında.. Kim böldü bizi, kim isimlere ayırdı.  "Tanışasınız, sevişeniz diye insanları kavimlere ayıran Tanrı ise" neden ortaya sevgi ve tanışma değil de savaşlar çıktı. Bir Türk'ün bir Suriyeliden ne üstünlüğü olabilir? Bir Arap neden bir Yahudiye düşman olur? Neden sınırların içinde hapis hayatı yaşarken, özgür bir dünya inşa etmek için "insan" olarak el birliği yapmayız? Neden bu dünyayı yönettiğini zanneden bir avuç insanın sofrasına yemek taşırız? Özgürlük bilincimizi neden yok ettiler? Neden gündelik koşuşturmalara bizi mahkum ettiler? Neden birimizin canı yandığında hepimizin canı yanmaz oldu? Sorunun kendisi ile ilgilenmek yerine sanırım sonuçları ile ilgilendiğimiz için soruların cevabını yakalayamaz olduk. Sorunun kendisi şu? Biz insan olmak için dünyaya geldik. Bizden istenen Arap olmak, Türk olmak, İngiliz olmak, Yahudi ya da müslüman olmak değil. Bizden istenen insan olmaktır. Sanırım insan olmak için dünyaya geldiğimizi unuttuk. Bugün evde ruhumu kanatan bir yazım ile karşılaştım. Suriyeliler ile ilgili yazdığım bir yazı. O yazıdan utandım. Ne olur ki, bir dilim ekmeği insan gibi bölüşürsek.. Ne olur ki evimizi paylaşamazsak bile sokağımızı paylaşırsak.. Dün tecavüz edilip çocuğu ile beraber öldürülen kadından sonra beynimde cehennem ateşleri tutuştu. Biz Suriyelilerden çok mu daha namusluyuz? Biz Suriyelilerden çok m... Devamı

23 06 2017

SALTANAT MI, DEMOKRASİ Mİ?

Demokrasinin sandıkta tecelli ettiğine dair yanlış bir inanç vardır. Bugünün iktidarı, liderini pek sorgulamayan seçmen kitlesine bunu özellikle vurgulayarak kabul ettirmek istiyor. Demokrasiler sandıkta tecelli etmez. Sandıkta sadece siyasi tercihler ortaya konulur. Görüşlerinize en yakın siyasi partinin ülkeye hükümet etmesini seçersiniz. Demokrasi ise hükümet ettiği ülkedeki bütün renkleri, inançları, etnik kökenleri, hukuk normları içinde adaletle yönetmekle mümkün olur. Hiç kimse kişisel haklarını kullanmak için hükümetten izin almak zorunda değildir. İzin almak zorunda kalıyorsa bunun adı demokrasi değildir. Sadece yetkililere "Ben kişisel haklarımı kullanmak istiyorum" diye bilgi verirsiniz. Demokrasilerde hükümetler kişisel hakkını kullanan vatandaşına bir zarar gelmesin diye sizin güvenliğinizi sağlar. Bunun için haberdar edersiniz devletin ilgili birimlerini. Halkının %99.9'u müslüman olan bir ülkede bir mecusi gelip "Ben ateşe taparak ibadet yapmak istiyorum" dediğinde hükümet eden kuvvet, yetkili birimi aracılığı ile bu vatandaşın ibadet hakkını güven içinde sağlamak zorundadır. Tam tersi; % 99.9'u ateist olan bir ülkede bir müslüman, bir hıristiyan, bir yahudi ben inançlarıma göre ibadet etmek istiyorum dediğinde hükümet eden kuvvet demokrat ise bu hakları güvenli bir şekilde sağlamakla görevlidir. Sandıkta oy kullanmak başka bir şeydir, demokrasi başka bir şeydir. Bugün dünyadaki bütün diktatörlerin çoğu ülkelerindeki seçimlerde % 90'lara varan oy oranları ile seçilmişlerdir. Ancak sandıktan çıkan bu sonuç oralarda demokrasi olduğunu göstermez. Demokrasi, bilinç... Devamı

17 06 2017

İSLAM MI İNSAN, İNSAN MI İSLAM?

“Adem'in bir dini yoktu. Çünkü bildiği tek şey iNSaN OLduğuydu”  Mehmet TEKECİ İsLaM, insanlık için ortak bir kelimedir. İnsanlığın altında gölgelendiği şemsiyedir. Yaşama dair ne varsa bu şemsiyenin altındadır. Bu şemsiyenin altından kim birini kovmaya çalışırsa yaşamı var edene isyan halindedir. DiN hiç bir zaman bir neden olamaz, din bir sonuçtur. CeNNeT ve CeHeNNeM OLmasa da hayatını doğruluk, dürüstlük ve insanlık değerleri üzerine kurmuş bir kişinin her hangi bir öğretiye, bir dine  ihtiyacı yoktur. MaHŞeR’de hesaba çekileceğini düşünerek bir insan iyi olamaz. O yine insan olamamıştır. İnsan olmak iSLaM olmaktır. Yani tüm yaşamı bağrına basmaktır. iSLaM insanlığın evrensel değerler çıtasıdır. Müslüman, evrensel değerleri hayatında komple yaşayan kişi demektir. iSLaM'a salt din gözüyle bakanlar onu kurallara boğmuşlar ve içinden çıkılmaz ve çoğunu yapma imkanı OLmayan fiilller bütünü haline getirmişlerdir. Bir evrensel olguyu etiketlediğinizde onu evrensellikten yerelliğe indirgemiş olursunuz. iSLaM gibi evrensel bir projeye, onun taraftarı olduğunu zanneden insanlar bu kötülüğü yapmışlardır. Evrenin hangi köşesi olursa olsun, insanlık değerleri canlı tutuluyorsa ve yaşanması için emek veriliyorsa orada iSLaM vardır. iNSaN ve iSLaM, RuH ve BeDeNdir.   Kendisine MüSLüMaN adı verenlerin savunma olarak kullandıkları “GERÇEK İSLAM BU DEĞİL” sözü doğrudur. Gerçekten onların yaşadığı gerçek islam olamaz. Çünkü islam evrensel bir projedir. Sponsorluğunu Tanrının yaptığı ve insanlığın ortak değeri olarak yine insanların yaşattığı ortak bir projedir. İnsanlığın ortak değeri olan bu projeyi sadece kendi kafalarına göre kesip biçip... Devamı