10 03 2018

GENETİĞİ İLE OYNANMIŞ TOHUMLAR.

Bu ülkeye ve bu ülkenin insanına yapılan en büyük ihanet yerli tohumlarımızı ortadan kaldırmaktır.  Hangi genetik oynamalarla ülkemize sokulduğu belli olmayan tohumlar ile üretilen ürünler ile insanımızın geleceğini ipotek altına almaktır. Bir yıl ektiğiniz üründen eğer bir daha tohum alamıyorsanız bilmelisiniz ki bu ürün üzerinde genetik oynama yapılmıştır. Artık bu ürünü tüketirken ne ile karşılaşabileceğiniz garantisi yoktur. Ülkenizi işgal ederler elele verirsiniz kurtarırsınız. Ancak neslinizin yarınlarda hangi açmazlarla karşılaşabileceğini ve hangi hastalıkların kucağına düşebileceğini kestiremiyorsanız ya çok aptalsınızdır ya da hainsinizdir. Sizlere nerede ise sadece Kastamonu’da yetişen SİYEZ buğdayını anlatacağım ve yerli buğday tohumlarımızdan Akbaşak ve Çavdarı anlatacağım. Ben Kastamonu’da adamı toprağa dikseniz bitecek olan verimli toprakların bulunduğu Taşköprü’de büyüdüm. Siyez buğdayının nerede ise tamamı Kastamonu’da yetişir. Bulgur dediğimiz yiyeceğin hammaddesi siyezdir. Sizlere siyezin faydalarını da yazacağım.. Buğdayın kromozom sayısı 14’tür ve 10.000 yıl önce dünyada bulunan siyez buğdayı 14 kromozom taşımaktadır. Ülkemizde bugün ekilen buğdayların tamamının kromozomu ile oynanmıştır. 14 kromozom sayısı ile siyez buğdayı Kastamonu’da yaşatılmaya çalışılmaktadır. Bizim akbaşak ve çavdar buğdayımızda vardı. Bir çavdar buğdayımız vardı ki, kumun içine dikseniz orada bile yetişirdi. Hayvanlarımızın yemleri ve sindirim sistemi rahatsızlığı yaşayan insanlarımızın ekmeği çavdar buğdayından yapılırdı. Akbaşak buğdayımız vardı. İki üç senede bir temizlenir ve her yıl tohum olarak toprağımıza ekilirdi. Herkes tohumunu hasat zamanından sonra ayırır, bir kısmını ekmek yapmak i&cced... Devamı

23 01 2018

GÖSTERİ SANATLARI

Sahne; yaratıcı zekaya sahip insanların, zekası ve yeteneği ile var ettiğini ortaya koyduğu ve sanatını icra ettiği yerin adıdır. Sanatçı ise sanatına sahnede hayat veren kişinin adıdır. Sahnede olmak ve sanat icra etmek ruhu ile aklını bütünleştirebilmiş insanların özelliğidir. Beyninden damıttığı subjektif her yaratıma can vererek bedenleştirip onu icra edebilmek ancak yaratıcı zekaya ve beceriye sahip olanların işidir. Sanatın hiçbir dalı ülkemizde gerekli değeri ve önemi görmemiştir. Toplumu bilinç olarak yukarıya taşıyacak sanatçılara ülkemizin ekmek ve su kadar ihtiyacı vardır. Gösteri sanatları ise sanatın bu kadar değersizleştiği toplumumuzda daha da geriye itilmiş ve üvey evlat muamelesi bile görememiştir. Bu yazı konuyu tarihsel geçmişi ile anlatıp sizi sıkıcı bir yazının içinde boğmak için kaleme alınmış değildir. Daha çok ülkemiz şartlarında tiyatro ve sahne oyunlarında, sirk adını verdiğimiz çeşitli sanat ve hünerlerin ustalıkla icra edildiği yerlerde verilen mücadeleyi ve oralardaki yaşamı anlatmaya çalışacağım.  Şu kadarını ifade edeyim ki; etimolojik olarak Türkçede “Körmük” Sümerlerde “Kerker” Hititlerde “Kerke” olarak kullanılan sözlük Latin ve Roma dillerine “cerca-circo” olarak geçmiştir. Sirk sanatçılarına Osmanlı döneminde “Canbaz” veya “Körmükçü” denmesinin sebebi budur. Dediğim gibi yazının konusu etimolojik olarak gösteri sanatlarını incelemek değil, ülkemizde bu sanatı sürdürme gayreti içinde olanların yaşadıklarını gözler önüne sermektir. Ülkemizde gösteri sanatları ve özellikle sirk üzerine en büyük çalışmayı yapan ve ülkemizin ilk sirki Avrasya sirki... Devamı

11 01 2018

İNSANIN SÖMÜRÜLME YOLLARI.

Muhafazakar kesimde içindeki cehennem ateşi ile dolaşır insanlar. Çünkü buralarda insanın değeri yoktur. İnsan sadece kutsalların ardına saklanarak sömürülmesi gereken bir araçtan ibarettir. Çocuk çocukluğunu yaşayamaz, kadın kadınlığını, erkek erkekliğini. Tanrı emirleri, baba emirleri, örf adet ve töre emirleri hepsini topladığında ortada yaşatılacak bir kişilik bulamazsın. Dikkat ediniz! Muhafazakar kesimde öfke alabildiğince üst noktalardadır. Sosyal hayattan özel hayata varıncaya kadar nerede ise herkes haklıdır. Herkes aslında ötekidir ancak nedense ağızlarında "Yaradanı severiz yaradandan ötürü" sözü eksiz olmaz. İnsanların içinde cehennem oluşturan bu öfkenin sebebi kendini yaşatabilecekleri bir kişilik edinememe hıncıdır. Çünkü kendine ait bir kişilik oluşturmasına izin verilmemiştir. İnançları falanca "ibni" hazretleri tarafından oluşturulmuştur. Aile hayatını toplumun örf ve adetleri şekillendirmiştir. İstediği eğitimi alabileceği şartların nerede ise hiç biri yoktur. Yönlendirme devletin yönlendirmesi ya da anne babanın isteği doğrultuda şekillenmiştir. Yine dikkat ediniz! En çok savaşlar dinin en çok konuşulduğu ve en çok hüküm sürdüğü topraklarda çıkmaktadır. Toplumların nerede ise kaderi haline gelmiştir. Bunu salt devletlerin politikası olarak düşünemezsiniz. Muhafazakarlık ve din vurgusu arttıkça öfke ve savaş insanların hayatına girmektedir. Kendi yağında kavrulan, en azından özel hayatını ve sosyal hayatını kendi oluşturabilen, yasaların izin verdiği çerçevede de olsa özgürlük yaşayabilen topraklarda insanlar daha anlayışlı, daha toleranslı ve dışa dönük hayat sürmektedirler. Eğitimlerinin çıtası y&uu... Devamı

09 01 2018

LAİKLİK ÖZGÜRLÜKTÜR

Atatürk'ün koyduğu Laiklik ilkesinin kıymeti bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Tekke ve Zaviyeleri kapatması da. Bu iki büyük hamle ne Atatatürkçüyüm diye yaşayanlar ne de muhafazakar kesim tarafından iyi algılanmıştır. Eğer Atatürk laiklik ilkesini getirmeseydi, tekke ve zaviyeleri kapatmasaydı bugün Afganistan'dan, Suriye'den, Pakistan'dan hiç bir farkımız kalmazdı. Bütün zorlamalara, bütün art niyetli yıkımlara rağmen hala kör topal da olsa demokrasi ve özgürlükten bahsedebiliyorsak laiklik ilkesi yüzündendir. Hala yüzümüz medeniyete dönükse ve her türlü karanlık atmosfere rağmen güneşin doğacağından umudumuz varsa bundandır. Sadece görülemeyen tek bir sıkıntı vardır.  Atatürk artık Anıtkabir'den çıkarılmalıdır. Sokaklarda bir Atatürk değil, milyonlarca aydın fikirli Atatürk dolaşmalıdır. Atatürkçülerin en büyük günahı onu anıtkabire kilitlemeleridir. Atatürk gibi bir misyon, bir fikir, bir düşünce adamını bilinç hareketine dönüştürememişlerdir. Oysa bu; zamanın şartlarına uygun, ötekisi olmayan, kendine güvenen sağlam karakterli, vatan sevdalısı milyonlarca Atatürk'ü sokaklarda yaşatmakla mümkündü. Laiklik bu ülkenin sokaklarında bir söylem olmaktan çıkmalı ve sokaklarında yaşanan bir gerçek olmalıdır. Din kişisel ilişkilerde kullanılan bir paravan değil, yaratan ve yaratılan arasında yaşanan ve ruhsal tekamül için kişiyi ilgilendiren bir öğreti olarak yerini almalıdır. Dini kullanmaya kalkışan bir siyasetçi buna cesaret edememelidir. "Allah ile aldatan" Allahsızlar itibar görmemelidir. Din paravanının ardına saklanıp kazançlar oluşturulamamalı, s... Devamı

05 01 2018

ALLAHI ARAYAN İMAM KİTABI HERKESE AÇILDI.

Allahı arayan İmam kitabımızı Google Drever üzerinden herkese açıyorum. Aşağıya kopyaladığım linki tıklayarak ya da adres satırına yazarak ALLAHI ARAYAN İMAM kitabını okuyabilirsiniz.  Yıllarını arayış içinde geçirmiş bir insna olarak arayış içinde olan kardeşlerime ve kitap okuyacak maddi imkanı olmayan kardeşlerimize hediyemdir. Güle güle okuyun.  https://docs.google.com/document/d/1eA6N8pCN_H0FlaGU2NprRQQ6rIJLtT0BL8u7afd5UlY/edit?usp=sharing Devamı

30 12 2017

2018 DEĞİŞECEKSE, SEN DEĞİŞTİRİRSİN.

  2017, 2018 sadece zamana bizim verdiğimiz isimlerdir. Zaman izafi bir kavram. İnsan bilinç olarak güncellendikçe ilerler. Güncellenmek için düşüncelerinizin eskidiğini ve yenilerine ihtiyaç olduğunu fark etmeniz gerekir. İnsanlığın asıl sorunu budur. İnsan düşüncelerinin ve yaşadığı hayatın güncellenmeye ihtiyacı olduğuna inanmak istemiyor. Herkes sahip olduğu yaşamın ve düşünce sisteminin en geçerli olduğunu varsayarak yaşıyor. HAKİKAT bilgisinin her hangi bir inanç ya da din ile alakası yoktur. Hakikat yaşadığınız zaman diliminde güncellediğiniz bilginin ta kendisidir. Hakikat güncellenmeye açık bilgi demektir. Hakikat versiyonlar halinde gelir. Sistemin gözümüzün içine soktuğu ve bizim whatsap, facebook, instagram kullanmaktan başka aklımıza bir şey getirmeyen bilgisayar ve akıllı telefonların hayatımızın odak noktasına yerleşmesi bunun içindir. Güncellenmeyen bilgi BATIL bilgidir. BATIL sistemin kabul etmediği bilgi değildir. BATIL güncelliğini kaybetmiş bilgidir. İnsan evladı bilinç olarak kendini yukarı çıkaramadığı müddetçe sadece senelerin adı değişecektir. Bizde ve dünyada değişen hiç bir şey olmayacaktır. Bizi sömüren sistemin şakşakçısı, inançlarımızı pazarlayan ruhbanlarınn takipçisi, dünyayı avuçlarının içinde oynatan sermayenin muhasebeciliğini yapan iktidarların destekçisi ve yandaşı olduğumuz müddetçe yıllar gelip geçecektir ve sadece isimleri değişecektir. Bizde ise değişen hiç bir şey olmayacaktır. Zaman izafi bir kavramdır dedik ya!! Zamanı sen değiştirebilirsin. Kendine dokunduğunda zamana da dokunmuş olursun. Kendini değiştirdiğinde zamanı da değiştirmiş olursun. Varlığın huzur bulabilmesi için yaşayan canlıların g&uum... Devamı

29 12 2017

BİR ZEYTİN İÇİN BİLE YAŞAMAYA DEĞER.

Mana madde ile çözülür. Metafizik konulara hakim olmak için fizik bilmek gerekir. Yani maddenin yapısını. Son günlerde zeytin gündemde biliyorsunuz! Zeytin ağacı manayı çözmek için muhteşem bir veridir elimizde. Zeytin ağacı 35 ile 150 yaşları arasında en verimli çağını yaşar. 1000 yaşına kadar yaşayan zeytin ağaçları vardır. Bilmem bilir misiniz, kutsal metinlere göre tekamül sınırı 1000 yıldır. Tabi ki zeytin ağacından bahsetmişken zeytinden bahsetmemek olmaz. Zeytinin olgunlaşması tam bir inziva halidir. Toplanılan zeytinler olgunlaşması için ona uygun kaba alınır. Sirke ve kaya tuzu eklenerek karanlık bir yerde olgunlaşması beklenir. Kabın içinde biriken gazın çıkması için belli aralar ile kapak gevşetilerek gazın çıkması sağlanır. Bir zeytinin sofraya gelebilmesi için tam 2.5 ay lazımdır. Zeytin olgunlaşmak için girdiği karanlıktan tam 2.5 ayda çıktıktan sonra tövbesini ya da arınmasını gerçekleştirmiş insan gibi bir gece önceden temiz suda bekletilerek sofraya yemek için konulur. Zeytinden bahsetmişken,zeytinyağından bahsetmemek olmaz. Zeytin toplandıktan sonra yapraklar, kabuklar ve dal parcacıkları temizlenir. Taş ve granit silindirler ile ezilir. Bu ezilme esnasında hafifi hafif su eklenir. Çok fazla hava ile temas ettirmeden çıkan yağın ayrıştırılması gerekir. Zeytinyağı tekamül etmiş insan demektir. Artık ondan her şey olur. O artık dış etkenlere bağlı olarak kokmaz. Dış etkenlerden dolayı bozulmaz. Ona hiç bir şey tesir etmez. Soğukta donmaz, sıcakta küflenmez. İnsan-ı kamil gibi fizik alemin dış etkenleri onu bozamaz. Kısaca Zeytin ve zeytinyağı insanın yaşam serüvenini anlatır. Hidroelektrik santralleri yapmak için zeytin ağaçlarımızı kesenler, villalar ve k&... Devamı

28 12 2017

ADALETSİZ HUKUK.

15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ darbesi oldu. O günden sonra gündemimize #bylock isimli iletişim ağı girdi. Bylock kullandığı için şu an cezaevlerinde yatan, işini kaybeden binlerce insan var. Bugün anlaşıldı ki bunların 11.480 kişisi suçsuz. Ankara Cumhuriyet Savcılığı kendi iradeleri dışında bu kişilerin #bylock isimli ağa yönlendirildiklerini açıkladı. Tam 1.5 yıldır suçsuz yere sadece bylock kullandı diye görevlerinden olan, özgürlüğünü yitiren, evi barkı dağılan bu insanların hakları ne olacaktır. 1,5 yıl dört duvar arasında geçirdikleri ömürlerini hangi iktidar geri verecektir. Özgürlükten mahrum geçirilen her günün bedelini hangi hükümet ve hangi hukuk tespit edecektir. Dağılan aileleri hangi hükümet birleştirecek, annesi ile beraber; bebek ya da çocuk olduğu için cezaevinin olumsuz şartlarında güneşe hasret yaşayan evlatların hayatlarını kimler geri verecektir. Elinde polis ve asker, vatandaşları hakkında her türlü araştırmayı yapabileceği istihbarat ve güvenlik ile ilgili her konuyu araştırabilecek MİT elinde bulunan bir hükümet, sorgusuz ve sualsiz hiç bir araştırma ve hukuki delillendirme yapmadan içeri aldığı, işinden ettiği, özgürlüğünü gasp ettiği suçsuz bu insanların hakkını nasıl karşılayacaktır. Bir insan her şeyini kaybedebilir. Bir ülke toptan ekonomik olarak iflas edebilir. Ancak bireyler ve toplumlar özgürlükleri gasp edilmiş şekilde yaşayamazlar. İki dudağın arasından çıkacak sözlerle yaşanılan bir hayatın özgürlüğünden bahsedilebilir mi?. Böyle bir ülkede hukuktan ve hukuku uygulayanların adaletini sorgulayamayacak mıyız?.  11.480 kişinin hayatını darmadağın eden bu hukuksuzluğun sorumluluğu... Devamı

16 12 2017

CUMHURİYET İLE HESAPLAŞMAK

 Bu millet yaşamsal konularda akli melekesini yitirdi. Düşünsel boyutta hiç bir konuyu ele alamıyoruz. Hiç bir konuda kem küm etmedim. Hangi olay olursa olsun, safımı her zaman belli ettim. Herkes onurlu ölmekten bahseder, ben onurlu yaşamayı tercih edenlerdenim. Bugün iktidarda bulunan kişilerin karakter kodlarını biliyorum. Çünkü onların içinden geliyorum. Onların inanç sistemi ve eğitim şekli ile büyüdüm. Olaylar karşısında nasıl tavır alacaklarını çok iyi biliyorum. Hala bugün yaşamsal olarak belli zamanlarda riskler yaşasam da onların içinde yaşıyorum. Kişilerin peşine takılıp gitme, kişileri öne çıkarma, kendi karakter yapısındaki yetersizliği öne çıkan insanların başarısı ile örtme kişilik yapılarına sahip bu insanların tek yapamadığı şey, bireysel hareket edememek ve bireysel düşünememektir. Yoksa içlerinde saatlerce gündelik hayatın içinden konuşabileceğiniz, beraber çay kahve içip bundan da keyif alabileceğiniz insanlar o kadar çoktur ki... Maaşının azlığından şikayet eder, kredi kartlarının tamamının dolu olduğundan dem vurur, iki iş birden yapmamış olsam geçinemiyorum der. Ancak bunu yapanların 14 yıldır bu ülkeyi yönetenler olduğunu söylediğinde hemen gardını alır "Tayyip Erdoğan"a laf söyletmem diyerek en güzel muhabbeti 30 saniyede bozar. Oysa yaşadığı hayatın 14 yıllık bölümüne etki eden kişidir ve zaten yaşı 35'tir. 20 yıl askere kadar olan dönemi çıkarırsanız, şikayet ettiği her şeyi aslında laf söyletmediği insanın zamanında yaşamıştır. Oysa konu Tayyip meselesi de değildir. Aslında konu Ecevit, Demirel meselesidir. Aslında konu daha evveliyatından Turgut Özal meselesidir. Kısaca konu, kişilerin iki dudağının arasına teslim ettiğimiz kaderi... Devamı