24 04 2017

YAZI YAZMAK HAYATTIR.

  Sözcüklere ruh giydirip can vermek göründüğü gibi kolay değildir. Harf dediğin cansız varlıkları, kelime dediklerin ile canlandırıp, cümle dediğin kuşlarla uçurmak hakikaten önemlidir. Jestler ve mimikler olmadan duygularınızı, heyecanınızı, düşüncenizi ve bilginizi kelimelere sihirli dokunuşlar yaparak anlatabilmek Tanrısal bir yetenek olsa gerek. Bütün kadim bilgiler yazı ile gelmiştir. Tarih yazı ile başlar.  Yazıyı bulmak insanın içinde var olan nehirleri okyanusa doğru hareket ettiren bir güç olmuştur. Anlatmanın sihrine gerçekten çok inananlardanım. Yazı ile anlatmayı gittikçe yükselen oksijen basıncına rağmen zirveye çıkma heyecanı ile yol alan dağcıya benzetirim. Zirveye bayrak dikmek tamda budur işte. Harflere can verip onları teker teker uçurmak. Anlamsız harflere anlam kazandırmak, cümlelerin içine duygu koymak, kelimelere enerji yüklemek.  Yazmak gerçekten muhteşem bir şey. Yazmayı çok seven biri olarak her yazdığım yazının yarınlara bir kayıt olarak düşecek olması beni hep heyecanlandırmıştır. Yazı yazmak yarınlara atılmış bir tohumdur. Tabi ki içinde yarınlarda yaşayacak kuvvette fikirler barındırıyorsa. Dedim ya! Yazı yazmak harflere can vermektir.  İşte o yüzden sevmişimdir yazı yazmayı.  Bugünden yarınlara kelimelere kanat takıp uçurmak kadar muhteşem bir şey.  İşte o yüzden yazı yazmak bir sanat değil, yazı yazmak bir hayattır. Mehmet TEKECİ... Devamı

20 04 2017

TANRI DOĞAR MI ?

Tanrı ve doğum kelimelerini yan yana getirdiğinizde karşınıza hemen İHLAS suresini koyarlar. “O doğmamış, doğrulmamıştır” Bu bakış açısı bile insanlarımızın-istisnalar hariç- düz mantık düşündüğünü ve beyin loplarının sorgulamadan ne kadar uzak olduğunun ispatıdır. “Doğmak” her zaman anne ve baba ile anlatılamayacak kadar geniş bir kavramdır. En basit haliyle gündelik hayatta kullandığımız “Bugün güneş doğdu” dediğinizde o gün güneşi bir anne baba doğurmamıştır. “Yaşadıklarıma dair bir umut doğdu” dediğinizde umudu doğuran yine bir anne baba değildir. Tanrı’nın varlığı veya yokluğu tamamıyla sizinle bağlantılı bir konudur. Dünyanın en sağlam delilini dahi getirseniz kendini açmamış bir insana Tanrının varlığını kabul ettiremezsiniz. Bu subjektif her kavram için geçerlidir. Subjektif olanın, sizin için objektif olabilmesi için onu kabul edebilecek tek akıl sizde vardır. Başka hiçbir akıl size onu elle tutulabilir ve kabul edilebilir hale getiremez. Kur’andaki “Gayb” ilmi bize sonsuzluk içinde her şeyin bir gün kabul edilebilir normlarda yada inkar edilemez ilim şeklinde karşımıza çıkabileceği göstermek için ilahi kudret tarafından sunulmuştur.  Tanrı doğar mı? Evet, Tanrı doğar, hem de nasıl doğar. Eğer bir kez doğarsa hayatınıza bir daha sonsuza kadar çıkmamak üzere doğar. Tanrının var olması sizin aklınızın ve yüreğinizin konusudur. Onun içinizde bir gerçek olarak doğmasını isterseniz sizin için sonsuz bir varlık olur. İçinizde doğan Tanrı sizin için var demektir. Sizin var olanın başkası tarafından delillendirilmeye ihtiyacı yoktur. O yüzden kainatta Allahın varlığını kabul ettirebilecek tek bir delil yoktur. Bir başka açıdan sonsuz delil vardır. Bu tamamıyla size bağ... Devamı

13 04 2017

BUGÜNKÜ SİYASİ ZİHNİYET VE SİYASİ AHLAK

Okul yıllarımda hep siyasetin içinde oldum. Bir gün içinde 20-25 kişinin öldüğü yıllardı. O zamanlarda bir siyasi parti saflarında olmayan insan neredeyse yok gibiydi. 1980 ihtilalinde Liseye yeni başlayan bir öğrenci idim. 1984 yılında okuldan mezun olduğumda şartlar din görevlisi olarak görev yapmamı gerektirdi. 2000’li yıllarda hayatı, inançları ve siyaseti sorgulamaya başladığımda aslında bize anlatılan hiçbir şeyin ama hiçbir şeyin doğru olmadığını yavaş yavaş anlamaya başlamıştım. Sokaklarda dava uğruna devrim uğruna yitip giden canların ardından siyah gözlükleri takıp şehit nutukları çekildikten sonra herkes kendi hayatına dönüyordu. Ateş düştüğü yeri yakmaya devam ediyordu. Ancak bu adamların yüreğine ve ocağına hiç ateş düşmüyordu. Davayı anlatanlar yaşıyor, davayı savunanlar ölüyordu. 13 yıldır ülkemizi yöneten zihniyetin içinden geliyorum. Hayatımın üçte ikilik bölümü onların içinde geçti. Bilinç olarak onlardan ayrı olsam da fiili olarak hala onların çoğunlukta olduğu yerlerde yaşıyorum. Bu zihniyetin sahip olduğu bütün kodları biliyorum. Yaşamsal yanlışlarını ve vicdanı yaralayacak hatalarını kutsalların ve dava adını verdikleri kendi subjektif kavramlarının ardına sığınarak nasıl gizlediklerinin farkındayım. Makam ve saltanata bu kadar düşkün olduklarını bilmiyordum. Makam ve saltanat için bu kadar alçalabileceklerini gerçekten düşünmemiştim. Makam ve saltanatı bu kadar körü körüne tüm yanlışları ile ölesiye savunabileceklerini hayal bile etmemiştim. Bu dönemde bu hastalıklarına şahit oldum. Bir ülkede muhalefetin kuvvetli olması gerektiğine inanan bir insanım. Devletin bütün kurumları ile çelik çomak g... Devamı

24 03 2017

YAZI YAZMAK NEDEN ZORDUR?

Yazılarına ve düşüncelerine güvendiğim ve fikirleri kaldırıp atılacak cinsten olmayan arkadaşlarım var. Ancak bazıları basit hatalar yaptıkları için çok önemli yazılarını kendi elleri ile çöpe atıyorlar. 1- İnternette bir yazıyı baştan aşağıya büyük harflerle yazmak, bu yazıyı okumayın, çöpe atın demektir. Çünkü bir sayfa dolusu büyük harfle yazılmış bir yazıyı okumak çok zordur. 2- Tabiidir ki herkes dil ustası değildir. Dil bilgisi ve gramer bilgisi yeteri kadar gelişmemiş olabilir. Bu normaldir. Ancak içeriği hatalarla dolu bir yazıyı okumak gerçekten çok zordur ve içindeki fikir ne kadar güzel olursa olsun çöpe gidecek demektir. 3- Normal bir cümlenin de, devrik bir cümlenin de oluşmasının bir kuralı vardır. Bu kurala yeteri kadar sahip olmayabilirsiniz. Ancak ne anlattığı belli olmayan cümleler kurmak yazdığınız yazının çöpe gitmesine sebep olacaktır. 4- İnternet ortamında yazı yazmak jest ve mimiklerden uzak olarak anlatmak istediğiniz her şeyi kelimelerin sihrine güvenerek anlatmaya karar vermek demektir. Bunun için konuşma dilinizin çok gelişmiş olması gerekir. 5- Gündelik konuşmalarınızın çoğunu Evet, Hayır olarak cevaplandırıyorsanız yeteri kadar konuşacak kelime dağarcığına sahip değilsiniz demektir. Günlük konuşma hazinesi 50-75 kelime ile sınırlı olan insanların düşünce, fikir ortaya koyabilmeleri mümkün değildir. 250-500 kelime arası konuşan insanlar anlatmak istediğini orta kararda anlatabilen ama yazması yine de zor olan insanlar grubuna girer. 500 ve üzeri kelime ile gündelik hayatında konuşan insanların düşünme ve fikir ortaya koyma ve bunları yazarak ifade etme yeteneklerinden söz edilebilir. 6- Bulunduğumuz toplumda karşı duruş sergilediğiniz insanların daha ikin... Devamı

10 03 2017

KEŞKE VİCDANLARIN AYNASI OLSA.

Keşke vicdanların bir aynası olsa da görebilsek. Şu an şu saatte bu ülkede kaç tane kadın yediği dayaktan, uğradığı tacizden, insan yerine konulmamaktan gizli gizli kanlı gözyaşları ile yastıklarını ıslatmakta. İşte bu yüzden Ankara'da siyaset edebiyatı yapan insanların söylediğinin tek bir önemi yok. İşte senin kutsal diye anlattığın inancının hiç bir değeri yok. İşte bu yüzden senin koçluğunun, spritüelliğinin, ezoterik bilginin, din adamlığının, evliyalığının, ulemalığının, kutsal referanslarının, hakikat diye yutturduğun yalanların hiç bir değeri yok. Ahlak terk etti bizleri. Toplumsal bilinç yerlerde sürünüyor. Geleceğimizi kurtaracakmışız. 90 yıl önce vurulan prangadan kurtulacakmışız. Musa geleli 3.500 yıl, İsa geleli 2000 yıl, Hz. Muhammed geleli 1400 yıl oldu. Adam haykırıyor. Kılıcından kan damlatarak adalet, merhamet ve şefkat götürecekmiş dünyaya.  Yanıbaşındaki evde, belki de odada gözlerinden kanlar akan kızlar, kadınlar, yetimler ve yoksullar var. Görmüyor. Görmek istemiyor. Kandırıldığı kutsal referansların arkasına sığınıp seslenmek ne kadar da okşuyor egosunu Aynı yastığa baş koyduğun 30 yıllık eşini prangaya vurmuşsun. Sen kimsin pranga çözecek. Beynine bir bak. Bir dostum nede güzel söylemişti. Amigdaladan seslenmeyi bırak, Korteksini harekete geçir. Ne mi onlar? Zamanın evliyası google hazretleri söyler yaz ve öğren. 13 yaşında tecavüze uğrayan nikahlı kızlarımız. Tecavüzü nikahla meşrulaştıran ahlaksız yapı. 35 yaşındaki koca adı verilen ahlaksızın 13 yaşındaki bir kızın umutlarına sapladığı hançer. Ve sen saraylarda saltanat sürenlere ellerin patlayana kadar alkış tutarak insanlık oyunu oynayacaksın Ya sen? Bu sorumluluğun sahibi sen değil misin? Yitip giden umutların katili ... Devamı

08 03 2017

CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDA MI?

Bütün kadınlarımız annedir ve cennet annelerin ayağı altındadır diye birisi söze başlarsa onun altına doğru sıralayacağı maddelere dikkat ediniz. Anneliğiniz hariç, elinizdeki bütün haklarınızı elinizden alıyor olabilir. Nasıl ki, bütün erkekler babadır önermesi ile erkeklerin değeri anlatılamazsa, bütün kadınlar annedir önermesi ile de kadınların değeri ortaya konulmuş olmaz. Ağzını açanın "Cennet anaların ayağı altındadır" diye söze başladığı 1.5 Milyar müslümanın yaşadığı topraklarda kadınların durumu ortadadır. O halde bu topraklarda güzel ve hamasi sözler hüküm sürerken kadınlarla ilgili ortaya konulan yaşam gerçekleri can acıtıcıdır. "Kadınlar insan mıdır? konulu sempozyumların yapıldığı islam ülkelerinde "Cennet anaların ayağı altındadır" sözü o inanca mensup insanların kadınlara reva gördüğü acımasız yaşamı gözlerden uzaklaştıramaz. Netice ortadadır. Tanrı denilen kudret insandan neticeye ulaşmış eylemler bekler. Hamasi ve kutsal söylemler değil. Daha kadınların başındaki örtüye göre namuslu ya da namussuz, dindar ya da günahkar değerlendirildiği topraklarda kadınların değerinden bahsetmek çok can acıtıcıdır. Çünkü değeri yoktur. Cenneti kadınların ayağının altına serecek erkekler; bunu burada, nefes alırken, yani yaşarken gerçekleştirecekler. Tanrı katında kadınlar zaten cennetteler. Tanrı en önemli iki isminden biri olan RAHİM ismini kadınlar ile bölüşmüştür. Onlar Tanrı'nın RAHİM ismini bir organ olarak taşırlar ve Tanrı yaratımlarını dişiler üzerinden gerçekleştirir. Kadın RAHİM'dir. RAHMAN'a ulaşmak isteyen erkek milleti insan evladı olmak istiyorsa CENNETİ KADINLARIN AYAĞININ ALTINA SERMEK ZORUNDA.. Yoksa tek bir çıkış kapısı yoktur. Mehm... Devamı

25 02 2017

İNANDIKLARIN, SAVUNDUKLARIN VE GERÇEKLER

Paylaşımlarımızda öfke algılayan, çok taraflısın diyenlere çok basit bir deney yapmalarını rica ediyorum. Ben senin baktığın yerden yaklaşık 35 yıl, şu an baktığım yerden ise yaklaşık 2005 yılından beri bakıyorum. Seni anladığımı ve senin neden öfkelendiğini çok iyi biliyorum. Senin neden Allah perdesinin ardına saklandığını biliyorum. Ben oraya saklanarak çok zulüm yaptım. Allah öyle emrediyor diye çok canlar yaktım. Hakikaten Allah öyle mi istiyor. Allah senin parmağına taktığın yüzüğe, üstüne giydiğin kumaşın cinsine, başına örteceğin örtüye, devletini nasıl yöneteceğine gerçekten karışıyor mu?, 24 saat içinde 24 saniye bile vakit ayırmadığın kitabına bak. Karışmadığını göreceksin. En azından vicdanen vakit ayırdım da konuşuyorum dersin. Kitaptan çıkarımlar elde edemediğin için öfkelisin. Çünkü savunduğun hiç bir şeyin alt yapısını bilmiyorsun. Bilmediğin bir şeyi savunarak Allah'a yaranacağını, belki seni affedeceğini zannediyorsun. Bende öyle zannederdim. Kabul et sende öyle zannediyorsun. Din adına yaptığın hiç bir şey seni ruhsal olarak tatmin etmiyor. Etse mutlu olman gerekir. Oysa sen hep saldırıyorsun. Hakaret ediyorsun. Kadınlar islam dinine göre kutsal diyorsun ama ilk sıkıştığın yerde muhatabının anasına ve eşine küfür ediyorsun. Dışardan bakmaya devam et. 24 saatte 24 saniye vakit ayırmadığın kitabınının neyini savunuyorsun. Sana namaz kıldıran 85.000 cami imamına sor. 10 tane namaz suresini meallendiren %10 çıksın, kendimi bir zindana kilitler ve oradan bir daha dışarı çıkmam. İslam faizi haram kıldı diyorsun bankada faizde paran var. İslam yetime fakire fukaraya bakmayı emretti diyorsun yıkılmak üzere olan gece kondunda oturan garibandan 500 Tl kira alıyorsun. İslam da yalan konuşmak... Devamı

25 02 2017

ORADA ZULÜM VE ÖLÜM VAR

Etliye sütlüye karışmadan, akara kokara bulaşmadan yaşamaya çalışmak. Dünyanın en aciz yaşam şeklidir. İnsan olamamanın en gerçekçi tarafı burasıdır. İnsan karşı koyduğu müddetçe vardır ve varlığını bu şekilde ortaya koyar. Dünya karşı koyanların dünyasıdır. Hakikate giden yolda yanlışları ortadan kaldırmanın tek yolu insanda var olan bu isyan duygusudur. Yanlışı göre göre onun yanından geçip gitmek hangi insanlık anlayışı ile bağdaştırılabilir. Musa'nın aSa'sını sopa yaptılar. Musanın İSYANıydı o. FİRAVUN ile simgeleştirilen yalan, talan ve adaletsiz bir sisteme, zulüm makinası üreten bir yapıya tek başına karşı koyuştu. İçindeki ses ona bunu söyledi. İçindeki ateşin peşine düştü. Yapılabilirliğini, gerçekleşebilirliğini hesapladı. Arkasında çokta güvenilebilecek bir halk olmamasına rağmen zulme karşı koymaya karar verdi. Adaletin olmadığı yerde zulme karşı gelmemek buzağıya tapmak kadar aciz bir duruma düşürür insanı. Kucağından çocuğunu alıp gider Firavun. Kendi şizofren beyniyle uydurduğu nedenlere kurban eder çocuğunu. Sesini çıkarmazsın. Kendini teselli edecek bahaneler bulursun. Oysa ilk evlat kurban gittiğinde karşı dursaydın, bütün evlatları kurtaracaktın. Bak dikkat et. Kapitalist sistem Firavun, Karun ve Kisralar üretir. Eğer iddia ettiğin gibi hakikati kıyamete kadar geçerli olan Kur'an kitabına inanıyorsan o zaman yaşadığın zamandaki Firavun, Kisra ve Karun gibi olmayacaksın ya da onlara biat etmeyeceksin. O sistemin içinde olsan bile yandaş olmayacak Firavun'un büyücüleri gibi isyan bayrağını çekecek ve oradan ayrılacaksın. Yani Musa olamazsan Firavun'un safında da durmayacaksın. Din referansı ile toplumları sömüren ve ezen zalimlere Firavun,... Devamı

08 02 2017

DİN DÜŞMANI VATAN HAİNİ.

Blogumuzdaki ve sosyal medyadaki yazılarımıza bakarak bizi vatan haini, dinsiz imansız ilan edenlerin sayısı çoğalmaya başladı. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın kardeşim... Bizim vatan ile bir sorunumuz yok. Bizim vatanı yönetenlerle sorunumuz var. Vatana hizmet ettiğini söylemesine rağmen vatanın iliğini kemiği kurutanlarla, vatanın her karış toprağında yaşayan insanımızı etnik kökenine, inançlarına bakarak bölenlerle sorunumuz var. Onlar ile aynı safta yürümemiz mümkün değil. Kuvvetli istediği kadar kuvvetli olsun. Eğer bende "Bir elime ay'ı bir elime güneşi verseler yolumdan dönmem" diyen bir azim varsa kuvvetlinin kuvveti zerre kadar beni ilgilendirmiyor. Benim inançlarla da sorunum yok. İsterse bir vatandaş maymuna tapsın hatta taşı alsın karşısına ibadet etsin beni zerre kadar ilgilendirmez. Onun inancını yaşayabilmesi için elimden gelen gayreti göstermez isem namerdim. Ancak inancına "hak" etiketini yapıştırıp insanlık erdemlerine yakışmayan her işin arkasında olan menfaatleri söz konusu olduğunda Allah'ı bile satılığa çıkaranların yanında olamam. İsimleri müslüman bile olsa inancını paraya tahvil eden aşağılık bilinç düzeyinde yaşayan insanlara kardeşim diyemem. Hayatım arayışla geçti. Tanrı ile bir sorunum yok.  İslam ile de bir sorunum yok. İslam'ı insanlığın ortak evrensel değeri olarak düşünüyorsanız sizinle aynı kulvarda yer alabilirim. Ancak Yaratılanı severim yaratandan ötürü sözünü ağzından düşürmeyip, en küçük bir fikir ayrılığında herkesi İslam kardeşliğinden çıkaran, hatta öldürme dürtüsünü kutsal referanslarla süsleyerek soslayıp önümüze koyarak cana kasteden sahtekarlara kanmayacak kadar bilinçlendim. Size de ta... Devamı

28 01 2017

YAŞAMAK GÜZEL BE DOSTUM.

  Yaratmak, Tanrı'nın kendi ruhundan var ettiği ve beden elbisesi giydirdiği bir candan "Halife" yaratma projesidir. Her renge, her inanca, her düşünceye ve her yaşama açık, ancak kendisi evrensel değerler üretebilen, bunu tüm canlılara hediye edebilen yüksek bilinçle yaşamı sürdürebilen kişidir halife. Devasa köşkler içinde saltanat süren değildir halife.  Durmadan yenilenerek değişen ve her yenilendiğinde güncellenerek yeni bilinçlere kanat çırpan gönlü okyanus kadar engin bir kişiliktir. Yaşamak bu yüzden güzel.  Ölmek ve olmak iradesini nefes alıp verirken kendisi kullanabilen ve Rahman'ın huzuruna Rahim diplomasını alıp çıkabilmektir yaşamak.  Yaşamayı başarmak muhteşem bir Tanrısal duygu. Hayat labirentinin içinde koyun sürüsü gibi kalmadan durmadan arayış içinde nefes almaktır yaşamak. Tek başına yol yürümek ama diğer yürüyenlerin yolunu tıkamamaktır yaşamak.  Ağzında Tanrıya hediye etmek için bestelediğin "yaşam türküsü" ile sevgiyle bıkmadan, vazgeçmeden yol yürümektir yaşamak. İbadet belki de yaşamaktır. İbadet aşkla yaşamak ve yaşarken senden sonra o yoldan geçeceklere azık bırakmaktır.  İbadet, son durakta seni bekleyen Tanrı'nın hasreti ile yol almaktır.  Yaşamak ibadettir ve o yüzden çok güzeldir. Mehmet TEKECİ... Devamı